20.8.09

Ps3 Modern Warfare 2 Detayları - Modern Warfare 2


Şahsım adına konuşmam gerekirse şu ana kadar oynadığım en iyi fps oyunu diyebilirim Modern Warfare oyunu için ordaki o atmosfer oyun içi gerçekçilik muazzam bir son.. Tabiki beni en çok kızdıran ve üzen oyunun bu denli sürükleyici olup bi o kadarda kısa olmasıydı.. Fakat daha sonra bu sıkıntıyı İnfinity Yard duymuş olacakki Modern Wafare2 oyununun çıkış tarihini müjdeledi..


Oyunun nasıl bir konuya sahip olduğunu , kimlerin bize eşlik edeceğini , yeni düşmanımızın kim olduğunu ve nelerle karşılacağımızı merak eden arkadaşlar buyursunlar konunun içine.. Şunu belirtmekte fayda var konu biraz spoiler tadında.. Sonradan katil bahçivanmış durumlarına girmeyin :)
Bunun üzerine MacTavish, Task Force 141 adı altında seçkin, birçok ulustan kişilerin yer aldığı bir komando birliğine başkanlık eder ve yeniden güç kazanan Rus Ultranationalist (Aşırı Milliyetçi) örgütüne karşı saldırıya geçer. Oyunda kontrol edeceğimiz kişi de bu birlikte bir acemi olan Gary "Roach" Sanderson.

Modern Warfare 2'de, dördüncü yapımın sonunda yaşanan olayların ardından birkaç yıl geçmiştir. Çavuş "Soap" MacTavish, Özel Hava Kuvvetleri'nde (SAS) yüzbaşılığa terfi etmiştir. Rus Örgütü'ne ise artık Imran Zakhaev'in, aynı onun gibi milliyetçi tutkulara sahip eski yardımcısı Vladimir Makarov tarafından başkanlık edilmektedir. Yeni düşmanımız, intikam ve yarım kalan nükleer faaliyetleri tamamlamak amacıyla harekete geçer. Ayrıca Makarov Zakhaev'in ölümünü sebep göstererek destek toplar. Bu yıllarda Rusya'da güçlü bir üs kurmuştur.

Her piyasaya çıktığında kendimizi savaş alanlarında bulduğumuz Call of Duty serisi ikinci kez bizi modern cephelere sokacak.

10 Kasım 2009'da raflarda olacak olan yapım PC, PS3 ve X360 konsollarında çıkacak. Karakter ve silah detayları, kar ve kumun etrafa savrulması, kan öğesi gibi birçok detay oyunun tadı tuzu olacak. Serinin önceki halkalarında çok fazla kullanıcı sayısına sahip olan Call of Duty, altıncı oyunu ile de çok iddialı geliyor.


» Devamını okuyun..

2.8.09

Splinter Cell Sadece Xbox 360 a Çıkıyor - Splinter Cell Convicton Bizleri üzecek


E3 2009 fuarında oyun içi videolarıda yayınlanan Splinter cell convicton serisi playstation severleri çok üzecek bir açıklama yaptı..


Ps3 e çok alışığız ama Splinter cell convicton sadece xbox a özel çıkacak.. Bu durum sony e bir cezamıdın Microsoftun bir atağımıdır bilinmez ama yakında bir çok buna benzer haberle karşılacağız gibi görünüyor..
Ubisoft yaptığı açıklamada İşle ilgili bir mesele olduğunu ve ellerinde bu konsolun tam desteği ve playstationa oyun yapmak için yeterli ekipmanlarınında olduğunu belirten firma, Bu kararların kesin olduğunu belirtti..

İşin aslına biraz daha dönecek olursak, daha önce bir çok kez sony nin fiyat indirimine gitmesi gerektiğini yenileyen oyun firmaları artık harekete geçmiş olabilir :) ikinci bir ihtimalde Microsoft parayı basıp oyunun tüm dağıtım haklarını satın almış olabilir. Benim umudum 1. yoldan dolayı olması artık ps3 fiyatlarında bir indirim için yeşil ışık olacaktır..

Hadi bakalım hayırlısı..


» Devamını okuyun..

1.8.09

Testere Oyun İçi Görüntüler - The Saw Game Play Video


Geçtiğimiz günlerde haberini de verdiğimiz the saw oyununun ilk görüntüleri oyun korku severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Oyunun bi hayli kan ve dehşet unsuru içereceği ilk gelen videosundanda anlaşılır..














» Devamını okuyun..

11.7.09

PES 2010 / Yeni dergi görüntüleri



Konami'nin merakla beklenen futbol oyunu ''PES 2010'' için yeni dergi taramaları yayımlandı. Oyuniçi görüntüler ve yeni PES hakkında birçok bilginin bulunduğu bu taramalarda Liverpool ve Barca'lı birçok futbolcuyu görebiliyoruz. PS3, Xbox 360, PC, PS2 ve PSP platformları için geliştirilen PES 2010'un kasım ayında çıkması bekleniyor..














» Devamını okuyun..

9.7.09

Pes 2010 Öncesi Beklentilerimiz - Bir Pes Hayranının Hatıraları


Başlık biraz nostajik oldu ama bir pes hayranının pro evolution Soccer ile tanışması aşamaları bilen arkadaşlar için şimdi bile küçük bir tebessüme neden oluyordur.. Şöyle bir gözünün önüne getirin İlk olarak winning eleven ile başlayan bu macera şu anda nerelere kadar uzadı. Fifa ile aralarındaki tatlı rekabetten Classic dediğimiz takımlardaki devasa güçteki futbolculara kadar.. Her seviyesi farklı bir zevke ev sahipliği yapan bir oyunun hikayesi..
Kendi adıma Pes ile tanışmam playstation 1 konsolunda Winning eleven 3 oyunu ile başladı.. O zamanlar piyasadaki futbol oyunlarının rakipsiz tek hakimi FİFA 98 oyunu PC ve PS1 lerde büyük bir furya ile devam ederken KONAMİ sessizce Winning oyununun gelişmesi için çalışmalarına devam ediyordu.. Tabi biz oyuncular japonyada olan bu gelişmelerden bi haber şekilde fifa serisine devam.. Bir gün birazda tesadüflerin yardımıyla Winning eleven 3 oyunu ile tanıştım ve aynı gün gidip oyunu o sihirli beyaz kutuya takıp incelemeye başladım.. Zaten ilk çıkan ekran faul durumdaydı Japonca ingilizce kırması bir menü .. zorlada olsa maça başlamıştım ve ilk oynar oynamaz fifa ya olan göz alışkanlığıyla garip bir kontrol sistemi şutlardaki abartılarda topun uçup auta gitmesi oyuna alışmamı çok engellemişti Ama oyunda kendine çeken bir taraf da bir yandan bana devam et dercesine kolu elimden bıraktırmıyor o zamanlar orta 2. sınıfa gitmeme rağmen :P okula gitmememe neden olmuştu..




Winning Güçleniyor. ve Pes Doğuyor..

Artık Winningten başka bir oyun playstation 1 de çalıştırılmaz olmuş fifa bizim evimiz için unutulmaya yüz tutmuş durumdaydı, Sonradan öğrendikki Denizlinin meşhur playstation satıcısı Winning Eleven 4 geldi şeklinde bir yazı asmış.. Hemen gidilip temin edildi.. Fakat ilk oynamaya başladığımız gibi yine bir eksiklik oyuna yabancılık hissi doğmuştu.. İşte burada pes serilerinin en büyük özelliğiyle tanıştık. Her oyun biribinden farklı bir kontrol yapısına yapay zekaya ve grafiklere sahip olarak gelişiyordu. Ama bu gelişimler ilk başlarda çok başarılı olsada belli bir süre sonra kendini yenilemeye başlayacaktı..

Biraz Daha ileriye Gidelim.. Pes Doğuyor



Gel zaman git zaman derken winning eleven oynayan ların sayısı fifa severlere yaklaşmış her fifacı winning oynar fakat winningciler fifa oynamaz dereceye gelmişti. Japonca versiyonlar bile su gibi oynanırken bu durumu KONAMİ firması görmüş olacakki artık avrupa pazarı için bir oyun zamanı geldi diyerek PES serilerini piyasaya sürdü.. Pes serileri winning ile aynı statüde oynanabilirlikleri hemen hemen aynı olmasına rağmen ilk zamanlar oyuncular için biraz garipsendiği kesin bunun nedenide kimse Konaminin bu şekilde bir çalışması olduğundan haberdar değildi, sanki farklı firmaların oyunlarıymış sanki çok yeni bir oyunmuş gibi garipsendi.. Tabi bu durum çok uzun soluklu olmadı ve pes de artık playstation salonlarının değişmez oyunları arasında yerini almıştı.. Bu zaman da değinmeden geçemeyeceğim noktalardan biriside Pes ve Winning serileri son kozlarını oynayarak yeni gelecek bir oyun konsolunun çalışmalarını sürdürüyorlardı.. Playstation 2






Ve Playstation 2 Sahneye çıkıyor..



Sony son hazırlıklarını tamamlamış ve artık Dünyayı 11 sene egemenliği altına alacak bir oyun konsolunu piyasaya sürmeye hazırdır. Playstation 2 ilk çıktığı zamanlarda çoğu kişide olmaması çok olağan bir durumdu. Zira playstation 3 şu an için neyse playstation 2 de ilk çıktığı zamanlarda oydu. Satış fiyatı yanlış hatırlamıyorsam eski Mesiah chipli bir playstation 2 yi 720 TL peşin fiyatına almıştık.. İlk gelen playstation 2 mizdede tartışmasız olarak Pes 6 ve Mortal Kombat Deadly Alliance oyunları vardı.. Mk ya değinmeden geçiyorum Malum konumuz pes :) Pes takılıp oynanmaya başlandığında her zamanki farklılıktan dahada farklı bir durum ortadaydı. Playstaion 2 deki grafiksel ve detaysal durum ps1 oyuncusu için inanın çok büyük bir karmaşaya neden oluyordu. Bu seferki peste herey farklı fakat gene o ilk oyundaki çekicilik devam ediyordu. İlk 3 aylık oyun periyodunda ps1 ps2 karışımı bir oyun oynama ile yeni pese yavaş yavaş alışılmaya başlanmış freekick lerden goller atılıyor. Trainingler rahatça geçiliyordu.. Artık Pes 6 için söylenecek tek söz kalıyordu. Hoş geldin dünyama yeni PES..





Pes e Bişeyler Oluyor ...



İnsanların alışık olduğu durumdaki pes artık her çıkan oyunla kendisini tekrar etmeye başlayan bir oyun olmaya ve en büyük rakibi fifaya seriyi kaptırmaya başlıyor.. EA aradaki farkı kapattıkça kapatıyor fakat pes cephesinden grafiksel olarak gelişim dışında oynanabilirlikte artılar gelmiyordu. yeni modüller ekleniyor trainingler geliştiriliyor fakat istenen yakalanamıyordu. Eskiden fifaya burun kıvıran pesciler bile fifa oynamaya başlamış pesin tahtının sallandığı konululur olmuştu.. Bu durumun oluştuğu zamanı belirtmemiz gerekirse.. Pes 2008 sonrası diyebiliriz



Pes 2009 vs Fifa 2009



Konami artık tamamen fifa karşısında bir eksiklik hisstemeye ve bu durumu oyuncularda da açık şekilde gözlenmeye başladığı oyun olarak Fifa 09 ile Pes 09 çıkış zamanlarını söylemek sanırım yanlış olmaz.. ARtık fifa ipleri eline almış ve hem online kulvarda hemde 2 kişilik oyunlarda pesden çok tercih edilir olmuştu.. Bunun nedenlerini maddeler halinde sıralasak daha iyi olacak..



** Pes Grafikleri düzeltmeye çalışırken oynanabilirlikten büyük ödünler vermeye başladı..

** Oyuncu lisanslarını alamadığı için takımlarda büyük problemler çıkmaya başladı.. ( Takım isimlerinin yanlış çıkması Amblemlerin kullanılamaması )

** Online modunun bir türlü istenilen randımanı verememesi sürekli laglar loss lar

** Kendini tekrar eden bir görününüş içine girmesi..



İşte bu 4 etken pesin fifayla olan rekabette geriye düşmesinin en büyük nedeni..




PES 2010 Nasıl Olacak , Kendisini Affettirecekmi ? Hala Umutluyuz Diyenlerin Pes 2010 İçin Beklentileri ..



Şu bir gerçek tir ki her pes oyuncusu yeni çıkan pes serilerini illaki bir kere bir yerde oynar, beğenir beğenmez o ayrı konu ama Pes 2010 oyununun umut vadetmesindeki en büyük nedenlerden birisi bu biriside , konaminin yaptığı yanlışları 2009 serisi ile farketmesi.. Konami yaptığı açıklamalarda artık alışılmışlıktan çıkacaklarını ve pes serilerini eski günlerine kavuşturacaklarını sürekli yineliyorlar.. PES 2010 için yapılan ayrıntılar ve açıklamalar şu şekilde..



Oynanış: PES 2010 maçların heyecanını arttırmaya odaklanarak oyuncuların sürekli olarak sınandığı gerçek bir deneyime dönüştürüyor. Yeni alan savunması sayesinde kapanan boşluklar yüzünden oyuncular hücum için yeni yollar bulmak zorunda kalacak. PES 2010 aynı gerçek hayatta olduğu gibi hem strateji, hem de hızlı tepkiler gerektirerek gerçek futbol simülasyonu olma yolunda ilerliyor. Saha öğelerindeki farklılıklara ek olarak kaleciler de daha esnek ve yetenekli hale getirilmeye çalışılıyor.

Geliştirilmiş grafikler: PES 2010 çok büyük görsel değişiklikler de sunacak. Çeşitli koşullar altındaki farklılıklara yoğunlaşan yeni aydınlatma sistemi ile oyuncu ifadeleri de son derece gerçekçi bir hal alıyor. Çimen ve diğer stadyum öğeleri de elden geçirilerek stadyum görsellerinin büyük ölçüde gelişmesi sağlandı.

Yeni animasyon ve hareketler: Artık animasyonlar kesintisiz olarak iç içe geçmiş durumda, top sürme ve kaleye şut animasyonları yepyeni animasyonlarla süslendi. Bireysel yetenekler de ön plana çıkarılarak yeni çalım ve hareketler eklendi, böylece maçın akışı içerisinde çok daha farklı görüntülerle karşılaşacaksınız. Top sürme, dönme ve şut çekme animasyonları üzerinde yeni çalışmalar yapılırken, oyuncunun dururken veya koşarken verdiği paslar arasında gözle görülür tempo farkı da eklendi.

Maç Atmosferi: Taraftarların sahada yaşananlara verdikleri tepkiler çok daha çeşitlendirildi ve oyuna yeni tezahürat ve sevinçler eklendi. Evdeki ve deplasmandaki maçlar arasındaki farklılıkların vurgulanmasının yanı sıra, artık taraftarlar maçta meydana gelen pozisyonlara bağlı olarak tepkilerini anlık olarak da verecekler, faullere ve atılan gollere uygun hareketlerde bulunacaklar.

Yapay Zeka: Tokyo ekibi, Teamvision 2.0 ile oyundaki yapay zekanın geliştirilmesi üzerine çalıştılar. Artık orta saha ve savunma oyuncuları açık alanlarını kapamak ve hücumu kesmek için birlikte çalışacak, böylece nispeten başarısız savunma oyuncularının açıklarını kapatmak mümkün olacak. Bu aynı zamanda basit gollerin de ortadan kalkması ve PES 2010’un simülasyon kökenlerine geri dönmesi anlamına da geliyor. Oyuncular hücum sırasında birden çok futbolcuyu birlikte hareket ettirerek farklı alanlara gönderebilecek ve daha çok gol pozisyonuna girebilecekler. Bu sayede PES 2010 oyuncuların daha kontrol sahibi olmalarını da gerektiriyor. Hızlı paslar kadar stratejik düşünce de önemli olacak ve yeni sistem sayesinde oyuncular takımları üzerinde daha geniş bir kontrole sahip olabilecekler. Örneğin frikik kazanıldığında oyuncular penaltı bölgesinde top bekleyen futbolcuların koşularını belirleyebilecekler.

Bireysel Oyun Karakteristikleri: Önceki PES oyunlarında takım formasyonu futbolcuların hareketlerini belirlerdi. PES 2010 ise futbolcuların bireysel hücum ve savunma yapılarının oynadıkları oyuna etki etmesini sağlayan yeni bir sistem kullanıyor. Her futbolcuya özel yapay zeka en iyi yeteneklerini kullanırken, bu aynı zamanda takım arkadaşlarının hareketlerinde de kendini belli edecek – örneğin eğer topa sahip olan oyuncu iyi orta yapan bir oyuncuysa daha fazla futbolcu penaltı bölgesine yönelecek.

Penaltılar: Yepyeni penaltı sistemiyle daha iyi kontrol, isabet ve yön seçimine sahip olacaksınız.

Geliştirilmiş Online Özellikler: Tokyo ekibinde sırf bu işle ilgilenen departman, PES 2010’un online kısmını geliştirmek için elinden geleni yapıyor. Ayrıca daha fazla indirilebilir içerik de planlananlar arasında. Konami PES 2009’u yeni lisanslı takımlar ve transfer güncellemeleriyle desteklemişti, bu destek PES 2010 için büyüyerek devam edecek. Oyunun ömrü süresince takım ve içerik güncellemeleri ile geliştirilmesi planlanıyor.

Şeklinde ilerleyecek bir PES 2010 oyununun istenilen başarıldığı zaman tekrar eski şaşalı günlerine döneceğine inanıyorum.. ARtık Bu yıl sonundaki oyun çıkışını beklemekten başka bir seçeneğimiz pek yok gibi :)

inceleme baya ayrıntılı oldu.. Zahmet edip okuyan arkadaşlara teşekkür ederim..

oyun haberleri


» Devamını okuyun..

12.6.09

Drakensang: The Dark Eye


Platform:PC
Tür:RPG
Multiplayer:Yok
Yayıncı:DTP Entertainment
Yapımcı:Radon Labs
Çıkış Tarihi:27/02/2009
Min. Sistem: Windows XP / Vista, Pentium 4 2.4 Ghz ve eşdeğeri, 1.5 GB RAM, ATI x1300, Nvidia 6600 ve üzeri, 6 GB HDD Alanı


Son günlerde bir büyücünün her gün büyülerini ezberinde tutmak için büyü kitabını tekrar tekrar açması gibi yeniden Dragonlance, Forgotten Realms ve Ravenloft
serilerini bilmem kaçıncı kez okuma seanslarına başladım. Kitaplığımda şöyle bir yâd etmek amacıyla elime bir Dragonlance kitabı almamla başladı her şey ve satırı satırına bilmeme rağmen en sevdiğim bu 3 seriyi okuyorken buldum kendimi. Oyunlarla ilgiliyseniz fantastik kitap okumak, RPG arayışına girmek demektir. Sırf bu yüzden kim bilir kaç kişi Baldur's Gate, NWN, Elder Scrolls serilerine aşina olmuştur. Yine alışkın olduğum bir RPG açlığı dönemine girince arşivimin altını üstüne getirmeme rağmen (zaten defalarca yeniden bitirdiğim için) bu açlığıma farklı bir tat ile karşılık verecek bir oyun bulamadım. Belki Forgotten Realms'ta açlığımı gidermeyi başarırım diyerek NWN 2 yükledim ancak onun bile hastalığım için yeterli olmadığı ortadaydı. Baktım ki "oynanılası RPG'ler" arşivim içerisinde bana deva yok; umudumu yitirmiş hâlde farklı bir tat bulabilmek amacıyla yeni oyunlara göz atmaya karar verdim. Maalesef güzel RPG'ler nadiren oyun piyasasına sunuluyor ve çıkan RPG'ler içinde fantastik RPG oyunlarına pek rastlayamıyoruz. Bütün bu ümitsizlik içerisinde bilgisayarıma Drakensang: The Dark Eye isimli bir oyun kurdum. Bakalım hastalığımıza ne derece ilaç olabilmiş?

Kimler okumalı, kimler oynamalı?

İncelemeyi okumak ve oyunu oynamak konusunda kararsızlık yaşayanlara not düşecek olursak; fantastik romanlar konusunda fazla bilginiz yoksa ve "Yüzüklerin Efendisi güzel filmdi; böyle elfler falan…" gibi bir düşünceye sahipseniz ilginizi çekme ihtimali bulunan, fantastik romanları seven ancak RPG'leri denememiş birisiyseniz sizin için güzel bir başlangıç olabilecek, RPG konusunda tecrübesiz, kes-biç türü oyunlar (Diablo, Sacred, Titan Quest vb.) dışında karmaşık göründüğü için derin RPG oyunlarına bulaşmamış iseniz arayüz kolaylığı sayesinde zorlanmayacağınız ancak diyaloglarıyla sizi sıkma ihtimali bulunan, fantastik romanlara karşı ilgisiz ama RPG'leri seven bir oyuncu iseniz oynayacağınız, fantastik romanlar, RPG'ler ve masaüstü FRP'leriyle ilgiliyseniz bitirmeden kalkmayacağınız, "Raistlin aşağı, Drizzt yukarı" kafayı fantastik evrenlerle bozmuş, RPG'leri hatim etmiş ve masaüstü FRP'lerde günlerinizi harcamış iseniz birkaç karakter sınıfıyla rol yapmayı, oyunu defalarca bitirmeyi ihmal etmeyeceğiniz bir oyun sizleri bekliyor. Saydığımız sınıfların dışındakiler için oyun sıkıcı, inceleme de gereksiz olabilir. Son sayfayı açarak puana göz atabilir ve incelememizden kendinizi mahrum bırakabilirsiniz.


















Rolümüz nedir?

Geçtiğimiz senenin Almanya'da en iyi RPG'si seçilen ve başarısının ardından bu sene İngilizce olarak piyasaya sunulan oyunumuz en başarılı Alman masaüstü FRP'si The Dark Eye tabanında hazırlanmış ve kurallar da yine bu oyun düzenince belirlenmiş. Ethra evreninde yer alıyoruz ve oyun boyunca talan edeceğimiz alan Aventuria kıtasının Kosh bölgesiyle sınırlı. Sınırlı dediysek bu alanın küçük olduğu anlamına gelmiyor; kimi yerlerde uçsuz bucaksız gibi hissettirmeyi başarıyor harita kendisini oyuncuya. Bölge hakkında şöyle bir genel bakış koyacak olursak rol yapma unsurlarının birçoğunu içerdiğini söyleyebiliriz. Satıcılardan rahiplere, büyücülere ve hatta dilencilere kadar etkileşime girilebilecek birçok NPC, elf, cüce, insan ağırlıklı ırk çeşitliliği ve bataklık, mahzen, kapital gibi türlüce gezilecek, keşfedilecek yer mevcut.

Oyundaki rolümüz rol yapmak. Onuruyla ölüme gülümseyen bir savaşçıdan kilit açma ve eskrim konusunda uzman bir korsana kadar birçok karakter seçeneğine sahibiz. Oyunun başında karakterimizi yaratarak Ethra dünyasına giriş yapıyoruz. Karakter yaratırken seçebileceğimiz ırklar; Arap benzerliğiyle göze çarpan Tulamid, Viking esinlenmesi Thorwalian, cüce, elf ve insan ırkları. Tulamid ırkından sadece Amazon sınıfını, Thorwalian’dan ise sadece korsan sınıfını seçebiliyorken elf, cüce ve insan ırklarında büyü ya da savaş ağırlıklı üçer çeşit sınıf tercihine sahibiz. Cinsiyet seçimi de var ancak cücelerde dişi seçeneği koyulmamış. Karakter sınıfları arasında öyle ahım şahım farklar yok; tiplerinin değişik olması, "Stat" puanları, birkaç avantaj ve dezavantaj dışında açık farklılıklar göze çarpmıyor. Zaten yarattığınız karakter sınıfı ne olursa olsun; grubunuza aldığınız diğer karakterlerle dengeleyebiliyorsunuz dezavantajlarınızı. Stat farklılıklarında da genel olarak gözüme bir mantık hatası çarpmadı ancak cücelerin büyüye karşı dayanıklılıklarının daha fazla olmasını beklerdim. Gerçi önyargılı davranmadan önce The Dark Eye kurallarına yeniden göz atmak daha tutarlı olacaktır.

Senaryoya baktığımızda Hesinde Tapınağı'nın 87 yılda bir yeryüzüne çağırdığı Dragon Quest (Ejderha Görevi) isimli bir görevin tema alındığını görüyoruz. Bu görev oldukça geniş alt görevlere sahip ve temel amacımız bu görevi başarıyla tamamlamak. Görevi tamamladığımız zaman Ejderhaavcısı Fendral'ın Sihirli Kalkanı'na kavuşacağız. Ethra dünyasında sihirli eşyalar oldukça nadir ve değerliler; bu nedenle ödülün ne denli cezp edici olduğu ortada. Tabii ki bu görevi tamamlamak için oldukça deneyimsiz olan kahramanımızı maceradan maceraya sürükleyerek göreve hazırlamalıyız. Senaryo maalesef çoklu sona sahip değil; bu konuda senaryonun bizi biraz kısıtladığını söyleyebiliriz. Eski dostumuz Ardo'nun bizimle Ferdok'ta buluşmak istediğini belirten mektubuyla başlayan maceramız görevler ve çeşitli rastlantılarla yanımıza aldığımız yol arkadaşlarımızla daha da renkli hâle geliyor. Geçici olarak grubumuza dahil olan karakterler olduğu gibi kalıcı olarak grubumuzda faal olacak karakterlerle de karşılaşıyoruz. Tabii ki karakterlerin farklı özellikleri var ve kalıcı olarak grubumuza katılan tüm karakterlerin yeteneklerinden envanterlerine kadar kontrolü bizim elimizde. Geçici olarak grubumuzda bulunan karakterler sadece belli bir görev süresince yanımızda bulunduklarından envanterlerine ve yeteneklerine karışma seçeneğimiz yok.


Görevlere tadını kaçırmamak adına pek fazla girmek istemiyorum ancak ipin ucunu tuttukça gelen bir ana görevimiz, bize bolca deneyim kazandırabilecek yan görevlerimiz ve rol yapma adına sürprizlerle dolu küçük görevlerimiz oynanış süresine epeyce katkıda bulunuyorlar.

Kuşanın kılıçları; seviye atlayacağız!

Savaş anında benim bir RPG'de en sevdiğim özellik olan otomatik dondurma (Auto-Pause) olaya karışıyor. Tabii istediğimiz zamanlarda da oyunu durdurabiliyoruz. Böyle anlarda gözümüz öncelikle 3 adet aktif bara kaymalı: Vitality - Astral Energy - Endurance. Vitality kalan sağlık miktarımızı, Astral Energy "Mana" adını verdiğimiz büyü enerjimizi temsil ediyor. Endurance kelime anlamı olarak dayanıklılığı ifade etse de oyunumuzda görevi biraz daha farklı. Aktif ve pasif savaş yeteneklerine sahibiz; pasif yetenekler karakterimize sürekli olarak bazı avantajlar sağlarken aktif savaş yeteneklerini savaş anında belli bir Endurance miktarı harcayarak kullanıyoruz. Büyücüler için ise Endurance görevini Astral Energy yerine getiriyor. Büyüler için FRP dostlarının gayet iyi bildiği gibi konsantrasyon sürecine ihtiyaç var ve gruptaki büyücü büyüsünü yapmaya hazırlanırken konsantrasyonunun bozulmaması amacıyla onu arkada tutmak gerekli.


» Devamını okuyun..

31.5.09

Killzone 2


Çıkış tarihi: 27 Şubat 2009
Tür: FPS
Platform: PlayStation 3
Yapımcı: Guerrilla Games
Yayıncı: SCEA
Türkiye distribütörü: Aral


Daha önce PS2'de oynadığımız Killzone ve PSP versiyonu Killzone: Liberation, beklentileri karşılamakta zorlanan oyunlar olmuştu. Killzone 2'nin yapımına başlanmasıyla izlediğimiz videolardan ve gördüğümüz ekran görüntülerinden farklı bir oyun ile karşılaşacağımızın sinyallerini almıştık. Yapımcı Amsterdam Guerilla Games, ağzımızı açık bırakan tanıtım filmiyle PlayStation 3'te işlerin çok farklı olacağını göstermişti. Sonunda heyecanlı bir bekleyişin ardından PS3 versiyonunu oynama fırsatı bulduk. Killzone 2'yi oynarken, daha önce izlediğimiz videolarda açık kalan ağzımızı kapatmakta bir hayli zorlandık. Doğrusunu söylemek gerekirse KZ2, geleceğin FPS türünü belirleyebilecek nitelikte.

HAZIRLANIN! SALDIRIYORUZ!
Killzone 2'de savunma yapmaktan sıkılan ISA askerleri, Helghast askerlerine kendi dünyalarında saldırmaya karar veriyor. Vekta'nın işgal edilmesinden 2 yıl sonra ISA yeni bir plan ile ortaya çıkıyor. Başkent Pyrrhus'un kontrolünü ele geçirmek için uzun ince bir yola koyulan ISA birlikleri, soluğu zalim diktatör İmparator Visari'nin yönetimindeki Helghan gezegeninde alıyor. İşte bizim hikayemizde tam bu noktada başlıyor. Oyunda sevgili "Sev" karakterini yönetiyoruz. Sev nereye biz oraya diyen takım arkadaşlarımızla Helghan'ın derinliklerine, en gudubet köşelerine kadar iniyoruz. Helghast askerlerinin gözlerinde parlayan o ateşi söndürmek için ant içmiş Alpha takımı olarak, önümüze geleni ardımıza koymadan ilerlemeye çalışıyoruz.

Helghastların eli de armut toplamıyor. Hazırlıklı oldukları her hallerinden anlaşılıyor. Yeni teknoloji silahlarla ve teçhizatla donanmış askerler ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını çok iyi biliyor. Evet, düşmanların korkunç denilebilecek kadar gelişmiş yapay zekalarını farkedince, bu savaşın sadece kovala, yakala ve öldür mantelitesinden ibaret olmadığını anlıyoruz. Doğrusu Helghan gibi bir yerde hayatta kalabilmekte böylesine gelişmiş bir zekayı gerektirir diye düşündükten sonra aklımıza, "ne işim var benim bu düşman gezegeninde" sorusu geliyor.

FPS YETENEKLERİMİZİ TEST EDELİM
Tek oyunculu mod toplam 10 görevden oluşuyor. Her yeni bölüm "bakalım bunu yapabiliyor musun, hadi bunu yaptın o zaman bunu da yap" der gibi önümüze bir çok yenilik çıkarıyor. Örneğin binaların tepelerinde uçan Helghast pilotlarıyla cebelleşirken, takviye güçlere karşı koymanın yollarını arıyoruz. Acımasız savaş makinalarının yanında, dalga halinde gelen Helghast araçlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Oyunun akıcılığını kuvvetlendiren tüm bu unsurlar, klasik FPS monotonluğunun kırılmasını sağlıyor. KZ2, özellikle yapay zekanın bir FPS için ne kadar önemli olduğunu her yönüyle gösteriyor. Helghastlar, bir anda gözden kaybolup hiç beklemediğimiz anlarda saklandığımız siperin arkasında belirerek bizi öcü görmüşe çevirebiliyor.

Silahlar her zaman FPS türünün en tatlı meyvalarındandır. Killzone 2 bu konuda bizi kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor. Klasik tüfekler, makinalılar ve ağır silahların yanında şarj olabilen veya bomba atabilen silahları da kullanabiliyoruz. Bir suçlunun eline geçerse insanlığa büyük tehdit oluşturacak uçaksavarlar, roketlerle donatılmış tanklar ve sabit makinalılar oyundaki cephaneliğimizi oluşturuyor.

Takımımız ise sadece dekor olsun diye oyunda yer almıyor. Alpha Squad'ın her biri birbirinden tecrübeli ve cesur üyeleri ne yapacağını çok iyi biliyor. Bu durum oyun sırasında bize kahramanlık hissi veriyor. Fakat öyle iyi bir ayar çekilmiş ki, testesteron her ne kadar üst seviyelere çıksa da mekanikler ve oynanış hiç bir zaman abartıya kaçmıyor.

YAPAY ZEKA YERİNDE DURMUYOR
Killzone 2'nin oynanışı baştan sona çok eğlenceli. Oyunun mekanikleri çok iyi çalışıyor. Belki biraz vahşice gelecek ama düşmanların vurulma anı oldukça tatminkar. Helghastların kırmızı ışıklı gözleri ölürken yavaşça sönüyor. Daha öncede belirttiğimiz gibi düşmanları avlamak keklik avlamaya benzemiyor. Helghastlar oldukça zeki. Olduğu yerde durup ateş etmekle kalmıyor, iyi siper alıyor, el bombaları fırlatıyor ve çevreyi lehine kullanmaya çalışıyor. Bunu daha da açmak gerekirse siper aldığımız yerde çok uzun süre kalamıyoruz. Düşman askerleri çevreyi kuşatıyor, devamlı yer değiştiriyor ve bizi yerimizden çıkarmak için el bombaları fırlatıyor.

Killzone 2'nin kötü diyebileceğimiz yanları ise tek oyunculu modun biraz kısa olması. Silahlar her ne kadar çeşiti bol olsa da, bazı noktalarda donuk ya da oyunun seviyesinin altında kalabiliyor. PS3 kontrolleri için bir kaç farklı konfigürasyon bulunuyor fakat kooperatif oynanış bulunmuyor. 10 bölümün toplam oynama saati bir kaç saati geçmiyor. Bu kadar eğlenceli bir oyunun böylesine kısa olması en büyük handikapı olarak göze batıyor. Bunun yanında ilerleyen günlerde yapımcıların yeni ek paketler sunması da olası görünüyor.

GERÇEKÇİ SİLAHLAR TUTUKLUK YAPIYOR
Oyuna başlarken elimize aldığımız M82-G, tüm oyun boyunca kullanılan en efektif silah olarak göze çarpıyor. Aşamalar boyunca ilerledikçe çoğalan Helghast askerlerinin karşısında diğer silahlar M82 kadar etkili olmuyor. Kimisi ağır kalıyor kimisi ise yeteri kadar verimli olamıyor. Saldırı tüfekleri, yarı makinalı tüfekler ve hatta alev makinası bile güvenilir birer silah olmaktan uzak kalıyor. Bu tür silahlar sadece mermi bittiğinde işe yarıyor. Aslında silahların böyle olmasının nedeni gerçeğe daha yakın olarak oyuna entegre edilmesi. Fakat bu gerçekçilik oyunun silahlar konusundaki tatmin duygusunu azaltıyor.

Genel kontroller iyi olsa da konfigürasyon olarak pek fazla seçenek yok. Buna rağmen varolan hazır tuş konfigürasyonları mantıklı bir şekilde sıralanıyor. Yine de bir kaç fazladan seçenek hiç fena olmazdı. Belki biraz gereksiz bir şikayet ama bir oyun bu kadar iyi olursa, biz de içinde kötü bir şeyler bulmak zorundayız :)

Killzone 2'de eleştirilebilir bir diğer konu ise kooperatif oynanışın olmayışı. Kısa süren tek oyunculu modun ardından bir arkadaşımızla aynı takımda yer alıp Helghastların hakkından gelmek çok eğlenceli olabilirdi.

TAKTİK ÖN PLANDA
KZ2'nin çok oyunculu modunda çeşitli boyutlarda 8 harita bulunuyor. Tasarımlar tek kelimeyle mükemmel. Çok oyunculu modu daha anlamlı hale getirmek için bazı görevler de yer alıyor. Kilit noktaları korumak, propaganda mesajlarını iletmek, farklı VIP karakterlere suikast düzenlemek ya da korumak ve doğrudan "deathmatch" oynamak mümkün. Ayrıca takımlara ayrılarak çıkış noktasının isteğe göre belirlenebilmesi, çok oyunculu savaşlarda taktiğin ön planda olmasını sağlıyor. Kısaca Killzone 2'nin çok oyunculu modu oldukça tatminkar ve eğlenceli.

Killzone 2, görsel anlamda şimdiye kadar bir konsolda gördüğümüz en iyi grafiklere sahip. Hatta o kadar ki daha önceki oyunların aslında ne kadarda kötü olduğunu gösteriyor. Detayları, cilası atılmış görselleri, çevre etkileşimi ve diğer her şey neredeyse kusursuz. Görsel bakımdan sadece bir kaç PC oyunu Killzone 2'nin rakibi olabilecek kadar iyi. KZ2 FPS türü oyunlara liderlik edebilecek ve bu türün geleceğini değiştirebilecek türden bir yapım. Bu oyunu oynamayan bir konsol sahibi çok şey kaçırmış demektir, bizden söylemesi :)


» Devamını okuyun..