26.4.09

Sims 3'te kendi filmini yap.!



EA, Sims 3'te oyuncuların kendi filmlerini yaratabilecekleri yeni bir mod bulunacağını duyurdu.


Bu özellik ile karakterlerin yaşamlarından kesitler kayıt edilebilecek. Kaydedilen bu anlar daha sonra bir zaman çizelgesinde film haline getirilebilecek. Ayrıca kütüphaneden seçilecek müzikler ve efektler filme dahil edilebilecek.

Oyuncular yarattıklari filmleri Facebook ve Youtube gibi sosyal ağlar üzerinden paylaşabilecek ve diğer kullanıcıların yaptıkları videolari izleyebilecek.

The Sims 3, 5 Haziran'da PC ve Mac için piyasaya sürülecek.


» Devamını okuyun..

Konsollar icin Sacred 2, Haziran'da


Deep Silver, Sacred 2'nin PS3 ve Xbox 360 versiyonlarını 5 Haziran'da yayınlamayı planlıyor.


Konsol sahipleri geçtiğimiz yıl PC versiyonu çıkan Sacred 2 için uzun zamandır bekliyor. Oyunun PC versiyonunun piyasaya sürülmesiyle beraber bir çok yama ve güncelleme de beraberinde gelmişti. Yapımcı şirket Deep Silver, PC için çıkan tüm yamaların PlayStation 3 ve Xbox 360 versiyonlarına entegre edileceğini bildirdi. Böylelikle konsol sahipleri hataları giderilmiş ve içeriği genişletilmiş bir oyuna sahip olabilecekler.

Aksiyon ve rol yapma türlerini harmanlayan Sacred 2 oyun eleştirmenlerinden oldukça iyi notlar almıştı. Sacred, Diablo'ya alternatif olarak çıkan oyunlar arasında en iyilerden biri olarak gösteriliyor.

Oyunun konsol versiyonları için önceden bir demo yayınlanmayacak.


» Devamını okuyun..

Burnout Paradise hareketleniyor..


Criterion'un web sitesinde yayınlanan habere göre Burnout Paradise için hazırlanan yeni indirilebilir içerik 30 Nisan'dan itibaren oyuna dahil edilebilecek.
Criterion tasarımcıları The Cops and Robbers adıyla sunulacak paketle oldukça iddialılar.

Oyunun en iyi modlarından biri olacağını söyleyen yapımcılar, yeni yama ile kaçmamız gereken daha çok polisin oyuna dahil olacağını söylüyor.
İçerik ücretli olacak ancak henüz fiyat hakkında bir bilgi verilmiyor.




» Devamını okuyun..

Champ Man iPhone'a mı geliyor?

Eurogamer sitesinde çıkan habere göre iPhone ve iPod Touch için çok yakında bir Championship Manager versiyonu görebiliriz. Sitenin gizli bir kaynağa dayandırdığı haberde oyunun kısa bir süre sonra piyasaya çıkabileceği belirtiliyor.

Championship Manager'ın 2 boyutlu bir maç motoru kullanacağı ve kontrolleri üzerinde henüz çalışıldığı belirtiliyor. Şu an için kontrol şeması kesinlik kazanmamış olsa da, iPhone'un dokunmatik ekran özelliklerinin kullanılacağı söyleniyor.

Oyunun ücreti henüz belli değil. Ancak çok pahalı olmayacağı tahmin ediliyor.




» Devamını okuyun..

13.4.09

Street Fighter IV


Ooo Ahmetcim nasılsın yahu ne yapıyorsun bakalım?
- İyiyim Ali abi sağol. Oyun falan oynuyorum işte.
- Ne oynuyorsun bakalım ben de eski oyunculardanım, dinazorum ben dinazor.
- Bu aralar Street Fighter oynuyorum abi feci sardırdım.
- Hoop!! Orada duracaksın. Street Fighter mı dedin? Şimdi benim dilimden konuşmaya başladın işte..

- Aaa sen de oynuyor musun Street Fighter 4'ü Ali abi?
- 4 mü? Eööö yok yav ben Street Fighter 2 de kaldım en son. Atari salonunda oynardık biz, kol kırardık, şişe colasına iddialaşırdık falan. Heeey hey ne günlerdi be duygulandım bak Ahmetcim.
- 2 mi? Yuh be abi 20 sene evveldi o. Hala orada mısın sen?
- Olmadı bak şimdi. Gelmiş geçmiş en kral Atari salonu oyunundan bahsediyoruz burada. Uğruna saatlerce turnuvalar düzenlenen, iki en iyi oyuncunun karşılıklı Ken ve Ryu'yu alarak yaptığı efsanevi maçları bütün salonun adeta sinema izler gibi izlediği bir oyundan bahsediyoruz. Lütfen kırıcı olmayalım yoksa ben senin kafana karşı kırıcı olabilirim.
- Pardon Ali abi. Benim demek istediğim o oyunun üstünden seneler geçti ve bir sürü Street Fighter oyunu yapıldı. Madem bu kadar seviyordun niye hiç oynamadım abi?
- Sağdan soldan duyduk Ahmetcim. Daha sonra hep dandik dandik oyunlar çıkmış, eski tad alınmaz olmuş. Ben de, gözümde nirvanaya ulaşmış bu oyunu kepaze etmek istemedim açıkçası. En tepe noktada efendi gibi oturuyor kendisi.
- Anladım abi ama bak bu sefer ki oyun bir başka. Cidden mükemmel olmuş yahu. Bence eski tadı alabilirsin. Denemek ister misin?
- Bilemiyorum, gerçekten bilemiyorum. Ya yine olmadıysa? Ya o eski tadı alamazsam? Ya karizmayı çizerse oyun gözümde? Bunu kaldırabileceğimi sanmıyorum..
- Bana güven abi sen. Pişman olmayacaksın garanti veriyorum!
- Hmm!! Madem öyle diyorsun bir şans versem fena olmaz sanıyorum. Bakalım gerçekten dediğin gibi gerçek Street Fighter tadını alabilecek miyim? Ben gidip bir cola koyayım ikimize sen oyunu açıver o zaman...



Maziye Hüzünlü Bir Yolculuk

- Heh al bakalım. Aa menüye gelmişsin bile. Çık çık giriş videosunu izleyeyim yahu tarbiyesiz herif.
- Haklısın abi hemen kapatıp açıyorum. Al bu da senin kumandan bu arada.
- Pıff gamepad ile de dövüş oyunu oynamaya hiç alışamadım yahu. Bu oyun Arcade kol ile oynanır. Avucunda hissedeceksin gücü arkadaş.
- İstersen Arcade Stick de satılıyor abi. Ama biraz tuzlu benden söylemesi.
- Neyse neyse şimdilik bununla idare edelim. Video da iyiymiş ha. Nasıl özlemişim bizimkileri yahu. Feci gaza geldim bak şimdi. Aç hadi aç aç. Öğreteyim sana nasıl oynanır bu oyun.
- Pek iddialı konuşma bence abi. Paslanmışsındır sen. Bense günlerdir bu oyunla sabahlıyorum. Biraz sert davranabilirim sana söyleyeyim.
- Sus lan zibidi. Minicik boyuyla ettiği laflara bak. Hırpalarım seni aç hadi çenen çalışmasın fazla.
- Hehe tamam tamam. İstersen önce direk bir maç yapalım sonra ben sana oyunun diğer yerlerini gösteririm. Tuşlara falan alışmak için Training yapmak ister misin? Malum oyunu en son oynadığında Michael Jackson daha siyahtı. Ehe ehe.
- Aman ne komik, neremle güleceğimi şaşırdım gerçekten. Aynı zamanda sen de portakalda vitamindin ben son oynadığımda. Gerek yok anlarım ben tuşları başlat sen bakalım.
- Eh peki sen bilirsin. Direk karakter seçme ekranına geçiyorum o halde ben. Normalde karakterlerin bazıları kapalı. Ama ben günlerdir oynadığım için hepsini açtım elbette. İstediğini seçebilirsin yani.


» Devamını okuyun..

Burnout Paradise: The Ultimate Box


Yeter be kardeşim! Bıktım artık profesyonel sürüş isteyen, arabayı çarpmamak için üç buçuk attığımız oyunlardan diyorsanız elimde tam size göre bir oyun var. Tüm kuralları hiçe sayması bir kenara, tek yapmanız gereken gaza basmak ve havada uçuşan araba parçalarını seyretmek. Evet bu oyunda bitiş çizgisine ulaşana dek her şey mubah!


Kemerleri Bağlayın, Şehre İniyoruz

Serinin son oyunu Burnout Paradise, geçtiğimiz yıl konsollar için piyasaya çıkmıştı ve büyük beğeni toplamıştı. Aradan geçen 10 aylık süre zarfında tüm yamalarını da içine alarak bir kez daha ekranlarımıza konuk oluyor (hoş gelmiş, sefa getirmiş). Ancak bu sefer tarihinde bir ilk yaparak, konsolların yanı sıra PC için de uyarlandı. PC'de Grid-Pure zincirinden sonra Burnout Pardise'yle birlikte güzel bir üçlü yakalıyoruz. Oyunu açtığımızda kısa süreliğine Paradise City'e göz atıyoruz ve devamında oyun bizden bir sürücü belgesi oluşturmamızı istiyor. Dilersek kendi resmimizi de koyabildiğimiz ehliyeti, D sınıfından başlamak suretiyle üst seviyelere yükseltmek oyunun temel amacı. Tabii ki bunu yaparken birçok yarışa imza atacağız. Yarışlara genellikle ekranın sağ köşesinde yer alan mini harita aracılığıyla ulaşıyoruz. Harita üzerinde farklı renklerde birçok nokta var ve bu noktalardan her biri farlı yarış tiplerini nitelendiriyor. Mavi renkteki noktalara gittiğimizde sizinle birlikte 8 arabanın kıran kırana yarıştığı yarış tipi mevcut. Bu yarış seçeneğinde amaç yarışı birinci olarak bitirmek. Haritaya şöyle bir baktığınızda mavi noktalardan ne kadar bol olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Kırmızı renkte ise Takedown adı verilen yarış tipi karşımıza çıkıyor. Bu yarış tipinde bize verilen süre zarfında rakiplerimizi yaptığımız küçük dokunuşlar ve sıkıştırmalarla yarış dışı bırakmaya çalışıyoruz. Açıkçası bu seçenek arabayı iyi kullananlar için çocuk oyuncağı niteliğinde. Çünkü rakiplere küçük ama hassas dokunuşlar yaptığınızda bir anda hurda yığınına dönüşüyorlar. Ayrıca rakipleriniz hasar aldıklarında ya da parçalandıklarında kamera aniden rakibinize yöneliyor ve ortaya oldukça hoş görüntüler çıkıyor. Zaman zaman abartıya kaçan videolar olsa da, genelinde hoşunuza gideceğini tahmin ediyorum.

Son olarak sarı renkte ise Takedown'un tam tersine sizi sıkıştırmaya çalışan rakiplerinize karşı en az hasar alarak bitiş çizgisine ulaşmaya çalışıyorsunuz. En az diyorum çünkü arabanın parçalanmasına gerek kalmadan çok fazla hasar aldığınızda otomatik olarak yarış dışı kalıyorsunuz. Bu üç yarış seçeneğinin de temel amacı tabii ki puan kazanmak. Kazandığımız dereceler sonucunda puan alıyoruz ve puanlar yeterli seviyeye ulaştığında garajda gözüken arabaları alabiliyorsunuz. Ancak bunun için haritadaki en yakın garaja gidiyorsunuz. Ama maalesef yapacaklarınız yine bitmiyor. Bu sefer de arabalar size hurda olarak geldiğinden tamirhaneye götürüp sıkı bir bakımdan geçirmeniz gerekiyor. Aksi halde yarışlarda istediğiniz performansı alamıyorsunuz. Aynı şey yarışlar için de geçerli. Arabanız hasar aldığında kesenin ağzını biraz açarak tamirhane de bakımını yaptırmanız gerekiyor. Ayrıca önceki oyunlardan farklı olarak arabaların yanı sıra motosiklette kullanabiliyoruz ve motosiklet için ayrı bir kariyer mevcut. Yeni bir sürücü ehliyeti yaratarak motosiklet için ayrı bir senaryo oluşuyor. Motosiklet kullanımı oldukça esnek ve başarılı hazırlanmış. Sürüş sırasında hiçbir sıkıntı çekmiyorsunuz. Ayrıca motosiklet üzerinde akrobatik hareketler yapabiliyor olmamız da hoş bir özellik.



» Devamını okuyun..

12.4.09

Killzone 2



Platform:PlayStation 3
Tür:Action
Multiplayer:Var
Yayıncı:Sony
Yapımcı:Guerilla
Çıkış Tarihi:27/02/2009










Hollanda'nın Amsterdam şehrinde Guerrilla Games, ilk olarak PS2'ye Killzone'ı çıkarttıklarında ileride sansasyonel bir olaya da imza atacaklarının farkında değillerdi. İlk oyunları PS2'de ortalama bir FPS oyunu olarak kalmış, konsol sahiplerinin bir kısmı oynayıp bir köşeye bırakmışlardı. Bazıları ise sattığı 2 milyon kopya ile PS2'nin en iyi FPS oyunu ilan etmişlerdi. Benim ise ilk oyundan aklımda kalan tek şey kapağındaki kırmızı gözleriyle bana bakan Helghan askeri olmuştu. Gel zaman git zaman PS3'ü beklerken hazır Booth Babes'lerde E3'de yer alıyorken hummalı bir seyir halinde E3 videolarına göz gezdiriyordum. Aman allahım! O nasıl bir görüntüydü, daha önce hiçbir oyunda görmediğimiz kalitede bir görselliğe sahip Killzone 2 videosuyla tanışmamız ve sonrasında hiçbir oyunda yaşanmayan tartışmaların da başlaması işte aynen böyle başladı.



Guerrilla Games, E3 2005'de o videoyu yayımlamasaydı ya da ardından çıkan CGI söylentileri ayyuka çıkmamış olsaydı, üstünde bu kadar çok uraşırmıydı? Dört yıl boyunca hummalı bir çalışma içinde Guerrilla, her yeni E3 ve fuar kapsamında gösterilen yeni videolar ile oyunla ilgili beklentilerin de farkında olarak geliştirme süreci boyunca yeni videolar yayımladı. Nihayetinde geçtiğimiz sene E3 2005'deki CGI kalitesine ulaştıklarını artık onunda ötesine geçmek için çabaladıklarını belirttiler. Bugüne kadar grafik konusunda beklentilerimizi ve ötesini sunan birçok oyun oldu. Hiçbirisi Killzone 2 kadar çok bizleri konuşturup, tartıştırmadı. İşte Killzone 2 deyince hemen aklımıza "Grafiklerrrrr" çınlamasının gelmesinin sebebi de budur. İşte bu beklentiler içinde 27 Şubat'tan önce elimize geçen Killzone 2'yi sadece grafik bazında değerlendirmeden PS3 + Oyun + Eğlence + Vaat edilenler = Yüksek beklentiler çerçevesinde sizlere anlatacağız.

Killzone ile PS2'de, Killzone: Liberation ile PSP'de başlayan Vekta üzerindeki Helghast saldırısının üzerinden 2 yıl geçmiştir. ISA özel kuvvetlerinden SEV ve yardımcıları, Hellghast lideri İmparator Visari'yi ve savaş makinelerini durdurmak için mücadeleye koyulurlar. Küçük bir giriş ve uzun bir hikaye anlatımına geçmeden önce kısaca oyunda bilmemiz gereken kuvvetlere bir göz atalım.
UCN United Colonial Nations: UCN, gücünü güçlü bir web tabanı ile kontrol ettiği dünya etrafında kurduğu yörünge savunma sistemleri, tersaneleri ve birleştirici hükümet rolünden alıyor.

UCA United Colonial Army: UCN'nin hükümet karşıtlarını ve direnişçileri egale etmek için kurduğu ve gerektiğinde acımasız olan güçlü orduları.

ISA Interplanetary Strategic Alliance: Yine UCN'nin kolonileri kontrol altına almak ve direnişçileri egale etmek için kurduğu ve her bir koloni için özelleştirdiği askerler, milisler ve polislerden oluşan özel kuvvetler.

ISCA Independent Colonial Strategic Alliance: Daha çok koloniler arası ticareti sağlamak için kurulmuş, diğerlerine nazaran daha yumuşak bir konfedarasyon.

Helghan Corporation: Helghast ve daha öncesi Exodus'dan önce kurulan ve dünyanın en büyük enerji kuruluşlarından olan Helghan Corporation, kolonilerin yapılandırılmaya başlaması ile birlikte kendi kaderleri ve özgürlükleri için, savaşmaya çoktan hazırdılar.

Vektan Helghan: Birinci Extrasolar Savaşı'ndan sonra UCN'nin Vekta'da işgal ettiği ve toplama kamplarında orjinal kolonistleri bir araya getirdiği Exodos'un kenar mahallesi olarak bilinen varoşları.

Helghast: Helghan İdaresinin çökmesi üzerine kendi vizyonunu oluşturan imparator Visari hayalini kurduğu bağımsızlık ve ulusallığı simgeleyen Helghast'ı kuracaktır.

2055 yıllarında petrol sıkıntısı ve kıt kaynakların kontrolü için ulusların mücadeleye girmesi sonucu küresel bir çöküş yaşanır. Bu çöküş, yönetimlerin de yeni kaynak arayışına girmesi ve sonrasında koloniler arası mücadelelerin başlangıcını oluşturur. 2060 ve sonrasında bu düzensizliğe karşın diğer gezegen ve kolonilerin bir arada yaşayabilmesi için UCN genişletilmiş adıyla United Colonial Nations kurulacaktır. Bazı çok yapılı ve zengin şirketler de kendi sömürge ve finansmanı için Helghan Corporation'ı kuracaktır. Sonrasında ise enerji kaynaklarının büyük çoğunluğuna ulaşması ile büyük bir servetin de sahibi olacaktır. UCN sahiplerini rahatsız eden bu sömürge düzeni karşısında da aldığı uyarılar ile 30 yıllık durağan bir sürecin ardından UCN, askeri müdahalesinin de sebebi olacaktır. 2095 ve sonrası yıllarda bazı koloniler Terran güneş sistemini terk etmeye başlar, UCN'nin tecrübesi ve içten içe uyguladığı ağır yaptırımlar ve ekonomik kısıtlamaları üzerine bu terk ediş daha iyi anlaşılacaktır.

Alpha Centauri sistemi olarak tanımlanan ilk gemi ise Eden gezegeni etrafında UCN'nin desteği ile turlarına başlar. UCN'nin hem ekonomik hem de askeri olarak güçlenme politikası ile UCA (United Colonial Army) kurulur. 2116 yıllarında yoğun bir güneş parlaması ile altı gemi Archon, Triumph, Pacifica, Jericho, Seraph, ve Harbinger izleme sitemlerinden kaybolur. Gemilerden gelen son görüntüler ise oluşturulan sistemlerin başarısızlığını gösterir nitelikte olacaktır. UCN için koloni gemilerinin kaybı büyük bir mali gider olacak ve yerlerine küçük sistemleri kurmanın gereksiz bir gider olacağı düşüncesi ile krizi aşmak için kurduğu Alpha Centauri sistemini ihaleye sunacaktır.
İhale rüşvet ve hile tartışmaları ile sistemi Helghan Corporation'ın alması ile son bulacak Helghan Corporation ise sistemini bir adım daha öteye taşıyarak daha da güçlendirecektir. Neredeyse tamamı oluşturulmuş bir filo ile Helghan, hedefinin başarısını sigorta poliçesini imzalayarak IBG'den (Gezegenlerarası Bankacılık) gelen kredi ve sömürü gelirlerinin %10'una sahip olarak perçinleyecektir. Alpha Centauri'ya sahip olan HC'nun Helghan'a yolculuğu ve Vekta'yı keşfetmesi de işte böyle başlayacaktır. HC'nın yaşamak için en uygun olan Vekta'yı keşfetmesi ve Helghan ile birlikte buradaki düzeni sağlama çabaları sonucu UCN'de boş durmayacak koloniler arası ittifak yoluna girecektir. Uzun yıllar Helghan ve HC hızlı bir yükselişe geçecek, UCN ile birlikte ekonomik ve finansal bir mücadele içinde olacaktır. Uzun süren soğuk ekonomik çekişmelerin ardından ISA kuvvetlerinin Vekta’da konuşlanması sonucu ilk savaş adımları da başlamış olacaktır. İlk mücadeleler sırasında vur kaç taktiği uygulayan ISA kuvvetleri sayısal üstünlükleri olmasına rağmen Helghan tarafından püskürtülecektir. Sonrasında ilk büyük atak başlar ve UCA donanmaları Helghan filolarına ağır kayıplar verdirir. Bu ataktan sonra Helghan istasyonu da UCA'in kucağına düşmemek için UCA istasyonu ile birlikte kendini sabote eder. Resmi olarak Helghan yönetimi bunu kabul etmese de bu olay daha sonra UCN'nin savaş nedeni sayılacaktır. UCA donanmasının doğrudan filolarıyla Helghan ve Vekta üzerine saldırması sonucu ağır kayıplar alan Helghan ve Vekta bombalamaların da sonucu yenik duruma düşer. ISA ve UCA donanmasının birlikte saldırılarıyla yönetimi ele geçiren UCA tüm Helghan yönetici ve direnişçilerini tutuklatır. Bu gelişmeler ilk Extrasolar savaşının da sonu olacaktır. UCN'nin ISA yönetiminde Vekta'yı devralması ve yeni bir sömürge haline getirmesi ileride çatlak seslerinde yükselmesine sebep olacaktır. Bu olaylardan sonra Vekta'da Helghan'ın direniş planları da gün yüzüne çıkacak ve direnişçilerin kol gezdiği ve eskiden cennet olarak adlandırılan o masum yer olmaktan uzaklaşacaktır. Ne ISA ne de UCN bu direnişler ve sonrasındaki politik çıkarmalara fazla dayanamayacak, Helghan yönetimini tanıyarak normal bir diplomatik süreç görünümünde yoluna devam edecektir. Gezegenden sürülen Helghan’lıların sürgünde baş gösteren açlık sefalet ve hastalıklar sonrasında ICSA’nın (Bağımsız Koloni Stratejik İttifakı) kurulması zorunluluğunu ortaya çıkacaktır. ICSA'nın talepleri yerine getirememesi sonucu Helghan'ın da paranoyaklaşması gecikmeyecektir. Bununla birlikte ilk savaş ile yenilgiye uğrayan Helghan yönetiminin Dünya’dan sürgün edilmesi sonucu gezegenlerindeki yaşam şartlarının zorluğundan dolayı yarı insan yarı mutant görünümünde insan toplulukları olacak ve taktıkları maske ile oyun tarihindeki en ilginç fenomenlerden de biri olacaktır.



Bu noktada fark edeceksiniz ki oyunun sağlam bir kurgusu var. Hikaye, insanların modern bir I. ve II. Dünya Savaşı döneminin gelecekteki yansımaları yada gelecekteki hali gibi bir izlenime kapılmasını sağlıyor. İlk oyunun hikaye ve kurgusuna İngiliz, ünlü fantastik kurgu yazarı Joe Dever’ın da el atmasının bunda büyük bir etkisi var. Oyun boyunca hikaye ve yansıtmak istediği atmosferi son damlasına kadar hissedeceğiniz için oyundaki modern nazisizm etkisini de gözünüzden kaçırmayacağınıza eminim. Visari’nin halka seslenişi de bunun en büyük kanıtlarından biri olacaktır.
Scolar Visari'nin doğuşu...

Helghan'ın içinde bulunduğu ve uzun yıllar süren istikrarsızlığının ardından Helghan milliyetçileri içinde zengin bir aileden dünyaya gelen Visari'nin bir lider ve düşünür olarak söz edilmeye başlanması gecikmeyecektir. Visari'nin ulusçu yapısı ve halkının içinde bulunduğu özgürlük açlığı yakın zamanda yaşadıklarını ve geçmişlerinde yaşadıklarını da onlara en iyi şekilde anlatarak, Helghast'ın doğuşuna da liderlik edecektir. Tek amacı ISA'nın Vekta üzerinden vazgeçmesi ve acımasız intikam planını gerçekleştirmesi olacaktır.
Helghast'ın doğuşu...

Visari'nin ülke içindeki siyasal açıkları da fırsat bilmesi ile birlikte 2349 yılında askeri bir darbe ile yönetimi ele geçirir. Visari, Helghast'ı kurması ile birlikte kültürel bir devrimi de beraberinde getirir. Eski dili kaldırır ve yeni bir alfabe düzeni getirir. Fakat bu yeni kültürel değişim ekonomik ve lojistik sıkıntılar dolayısıyla ütopik bir hayali olarak Visari'nin hedefleri arasında kalır. Eski olan herşeyi yeniden yapılandıran ve yeni bir ekonomik sistem kuran Visari'nin yeni logosu da üçgen içinde üç oklar şeklinde yerini alır. Visari, yeni ekonomi politikası içinde dışarıdan gelen koloni ve destekçilerini kara borsa mantığıyla kendi içinde ticaret yapmalarrına olanak verir. Bu durum ISA'nın da oluşturduğu ambargoyu delmesine ve yeni bir anlaşma yapmasına neden olur. Bu noktadan sonra Visari'nin evreni ele geçirme planları ve ansızın Vekta üzerine çıkarma yapması ile 2. Extrasolar savaşı da başlayacaktır. Bu noktada Helghast'lara da kısaca değineyim. Helghan'da yaşamaya müsait hale gemiş yarı insan yarı mutasyona uğramış, akciğer değişiminin de etkisyle taktıkları maske ve alev kırmızısı gözleriyle savaş alanında gördüğünüzde korkacağınız üstün asker topluluğu haline gelmişlerdir. Hikayeden de bileceğiniz üzere sürgün edilen bu topluluk düzgün yaşamak için Vekta’yı ele geçirmek için Visari'nin sadık hizmetkarları olacaktır.

1. Sınıf Çavuş Tomas Sevchenko: Killzone 2'nin temel karakteri ve ISA Özel Kuvvetler Alpha takımının bir parçası. Emekliliğine az bir zaman kala Tomas Sevchenko, Vekta istilası sırasında askerlik görevine yeniden çağrılır ve terfi ederek Rico'nun komutasındaki 2. adam olur.

Usta Çavuş Rico Velasque: Daha önceki saldırılarda tüm ekibini kaybeden usta çavuş Rico Velasque duyduğu vicdan azabı ve Albay Templar'ın ona verdiği yeni görevi için şu anki ekibinin başına geçmiştir.

Onbaşı Dante Garza: Askere katıldığından beri arkasına hiç bakmayan ve kaybedecek birşeyi olmadığını düşünen onbaşı Dante Garza mühendislik ve nişancılık becerisi sayesinde ekibin ayrılmaz bir parçası olacaktır.

Onbaşı Shawn Natko: Natko daha çok grubun asi çocuğu olarak ön plana çıkar. Umursamaz ve disiplinsiz tavırları ile onu hemen seçebilirsiniz. Rico ile daha önce katıldığı savaşta üstün bir cesaret göstermiş ve gruba katılmaya hak kazanmıştır.
Kontroller: Oyuna başlar başlamaz kendinizi aksiyonun içinde bulduğunuzdan kontrollere alışmak istiyorsanız skirmish'de biraz vakit geçirmenizi tavsiye ederim. Oyun özelleştirilebilir de olmak üzere size 6 farklı kontrol olanağı sağlıyor. Kontroller başta zor gelse de birkaç alıştırma ile çabucak alışacağınıza eminim zaten eğer konsolda en az bir fps oyunu oynadıysanız yada CoD 4 oynadı iseniz Standart 2 seçeneği ile hiç zorlanmadan oyunu oynayabilirsiniz. Ben kendi oynadığım oyunun standart kontrol seçeneklerine de şöyle bir değineyim;

L1 tuşu ile silahınızın dipçiğini en yakın Helghast'ın suratına indirebilirsiniz.
L2 ile siper alıyoruz, yeni siper alma fonksiyonu çok güzel gözüküyor.
R1 ile ateş ediyoruz.
R2 El bombası atıyoruz.
∆ Üçgen ile silahlarımızı değiştirebiliyoruz.
ᆩ Kare tuşunu silah almak ve silahımızı doldurmak için kullanıyoruz.
O Daireyi kapı açmak ve nesneleri kullanmak için kullanıyoruz.
X ile zıplıyoruz.
Sol Analog ile ilerleyip,
Sağ Analog ile sağa, sola ve etrafımıza bakıyoruz.
L3 tuşuna bastığımızda sprint dediğimiz hızlı koşma fonksiyonunu gerçekleştiriyoruz.
R3 ile zoom yapabiliyor ve pompalı fenerini açabiliyoruz.

Dediğim gibi konsolda en az bir FPS oyunu oynayan kullanıcıların hiç zorlanacağını sanmıyorum en azından ben skirmish bölümünde biraz vakit geçirdikten sonra zorlanmadım. Klişe fare klavye muhabbetine ise hiç girmiyorum, mümkünse siz de girmeyin!



Bu kısım spoiler niteliğindedir: Şöyle anlatayım daha oyunun 2. bölümünde yıkık bir binadan bizlere saldıran Helghast askerlerinden kaçarak karşı noktaya ulaşmamız gerekiyor. Karşı binaya ateş etmeye başlıyorum, En üst üç kattaki Helghast askerleri de ateş etmeye başlıyor. Bir süre sonra bazuka ve yoğun ateşin altında binanın sütunlarındaki beton arme kısım aşağı iniyor, derken sıvalar dökülmeye başlıyor. Ardından üst kattaki Helghast askeri arkadaşının üstüne düşüyor ve bina alev alarak çöküyor. Bunu gördüğünüzde nasıl bir tepki vereceğinizi yada katıksız FPS oyunu oynayan oyuncuların bu güzellik karşısında nasıl bir tepki vereceğini tahmin etmek hiç bu kadar zor değil. Bu tarz durumları ise oyun boyunca sürekli yaşamanız ise ayrı bir güzellik. Spoiler geçti yazıya devam... Killzone 2, sizlere oynayacağınız 10 bölüm ile yaklaşık 10 saatlik bir tek kişilik oyun deneyimi sunuyor. Artık bir çok oyun firmasının aksiyon oyunlarında standart haline getirdiği bu süreyi kısa olarak nitelendireceğimi hiç sanmıyorum. Zaten bu denli aksiyon dolu bir oyuna fazlasıyla yeterli düşünüldüğünü söyleyebilirim. Oyunun tek kişilik senaryosu boyunca yaşayacağınız aksiyon ve grafik deneyimi ile söz edilecek bir başka şey varsa o da oyunda kullanılan yapa zeka seviyesi olacaktır. Hani hep oyun çıkmadan önce söylenen "Sizleri karşılaşacağınız en iyi yapay zeka deneyimi ile baş başa bırakmaya çalışıyoruz" sözlerinin abartı olmadığını göreceksiniz. Şarjörümü değiştirmeye çalıştığım sırada Rico ile birlikte yola koyulduğumuz esnada bir Helghast askeri ile karşılaşıyoruz. Rico'nun önde kalması ve benim şarjör değiştirmemi fırsat bilen Helghast mesafenin kısalığı ile birlikte Rico'ya saydırmaya başlıyor o sırada Rico'ya yardım etmek yerine neden seyretmeyi tercih ettiğimi bilmiyorum. Şarjörün dolması ile birlikte Helghast'a ateş etmem sonucu hemen siperin arkasına geçiyor. Rico sağıma geçiyor, o sırada yanına dolanmak isterken asker tam solumuzdan bize saldırıyor, her ne kadar şarjörü boşaltmamız sonucu başarısız olsa da takdirimi topladığını söylemeden edemeyeceğim. Oyundaki yapay zeka oyun boyunca size bu güzellikleri sunuyor. Oyun ilerledikçe karşılaşacağınız Elite Trooper'lar ile zaten ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Onlarla karşılaşmadan önce bıçağınızın da ne kadar işlevsel olduğunu keşfetmenizi de tavsiye ederim. Oyunun yapay zekası ile ilgili bu tarz örnekleri de çoğaltabiliriz ama bunları kendiniz görmenizin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bu arada oyunu bitirdiğinizde açılacak en zor seviyenin bir kademe altındaki zorluk ayarında oynayarak psikopat tarafımı da yeniden keşfettiğimi belirteyim. Ben yaptım siz de yapın demiyorum ama harika oluyor belirteyim...


» Devamını okuyun..

Empire: Total War


Platform:PC
Tür:Strateji
Multiplayer:Var
Yayıncı:Sega
Yapımcı:Creative Assembly
Çıkış Tarihi:04/03/2009
Min. Sistem: Windows XP / Vista, Pentium 4 2.4 Ghz ve eşdeğeri, 1 GB RAM, ATI x1300, Nvidia 6600 ve üzeri, 15 GB HDD Alanı

Savaş, insanlık tarihiyle yaşıt bir eylem. İlk insandan bu yana savaşıyoruz. Büyük ihtimalle türümüz tükenene kadar da savaşacağız. Kendi içimizde başlayan savaş tüm dünyayı sarıyor. Bu konuda o kadar başarılıyız ki, felsefemiz ve bilimimiz savaşlar üzerine kurulu. Savaş bazılarına göre toplu yıkım bazılarına göre ise bir sanat. Eğer savaş bir sanatsa, bunu dijital dünyaya en iyi yansıtanlardan birisi kesinlikle Total War serisidir. İlk önce Japonya'daki acımasız Shogun'ların üstünlük savaşına tanık olduk. Daha sonra ise Medieval: Total War ile Avrupa'nın kontrolünü ele geçirmeye çalışan derebeyleri ve İmparatorlukları yönettik. Zamanda geriye dönüp Roma’nın dertlerini çözdük. Rome Total War'da soylu ailemizin avantajlarını kullanıp, Roma'nın en güçlü generali ve hatta İmparatoru olup kurtarıcısı olmaya kadar gittik. Bu sırada arada Ortaçağı sallayan Vikinglerle savaştık. Roma kapılarına dayanan Hun'ları yönetip Barbarian İnvasian'la dünyanın en büyük devletlerden birinin başını ağrıttık. Zamanda biraz daha geçmişe gidip Büyük İskender'in fetihlerini gerçekleştirdik. Antik dünyada işimiz bitince, Avrupa’da yarım kalmış bir işimiz vardı. Daha iyi grafikler ve oynanış ile birlikte Medieval II: Total War'da Ortaçağın mutlak hükümdarı olmak için uğraştık. En son ise oyunun eklenti paketi Kingdoms ile Haçlı seferlerinden, Töton şövalyelerine ve Amerika'da bulunan kabilelerin savaşlarını yönettik. Herkes bir sonraki ek paketi beklerken, etrafta yeni bir Total War’un ismi geçmeye başladı. Yapımcı The Creative Assembly'nin bu yeni oyunu resmi olarak duyurmasıyla birlikte, Total War sevenler heyecanlı bir bekleyişe girdiler. Ancak bu sefer oyun kılıç kalkan yerine, barut ve tüfekle ilgiliydi. Üstelik deniz savaşları da ön planda olacaktı. Haliyle, bileğinin ve kılıcının keskinliğine güvenen Total War oyuncuları bu değişikliklere endişeyle bakmaya başladılar…

Her gelen yeni ekran görüntüsüyle bu endişeler giderek artmaya başladı. Yapımcıların bu yeni değişiklikleri nasıl yapacağı merak ediliyordu. Oyunun dövüş sistemi büyük oranla kılıç dövüşlerine yönelik olduğu için, tüfeklerin bu işe nasıl uyum sağlayacağı düşünülüyordu. Uzun bir bekleyişten sonra en sonunda merakların giderileceği oyun geldi. Empire Total War…
18. Yüzyıla hoş geldiniz

Yeni Total War zaman olarak pek alışık olmadığımız bir çağda geçiyor. 18. Yüzyıl. Tam bir geçiş dönemi olan bu çağ aynı zamanda siyasi kaosların da başlangıcı. Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlar, ilkel savaş aletlerini bırakıp, barutun ve tüfeğin gücüne güvenmeye başladılar. Bilimsel olarak emekleyen insanlık, artık ayağa kalkıp koşmaya başladı. Bu günümüze kadar süren teknolojik gelişmelerinde başlangıcı oldu. Dünya büyük bir hızla değişiyordu ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Savaş taktiklerinden siyasal ilkelere göre her şey büyük bir hızla değişiklik gösterdi. Bir zamanlar dünyayı titreten İmparatorluklar şimdi, güçsüz ve etkisizdi. Fransız devrimiyle birlikteyse, insanların özgürlük çığlıkları daha yüksek çıkmaya başladı. Güç el değiştirmeye başlamıştı. Doğunun gerisinde kalmış Batı Medeniyetleri artık bilim ve sanatta hızla gelişirken, Doğu ise bu hızlı değişimlere ayak uydurmaya çalışıyordu. Doğudaki devletlerin nesillerdir süre gelen, alışkanlıkları artık çağ dışı kalmıştı. Amerikan iç savaşı sonrasında bu devletin güçlenip kendini toparlaması dünya siyaseti için tehlikeli gelişmeler teşkil ediyordu. Artık kıtalar aşabilen gemilerle birlikte, kolonileşme çalışmaları da başladı. Kölelik başka bir anlam kazandı…

Creative Assembly ise yeni oyunu için bu zor ve karmaşık dönemi seçti. Kısacası artık bilmedikleri sularda dolaşıyorlar. Oyunu kurmak ve oynamak için Steam'e ihtiyacınız var. Steam hızlı yükselen bir oyun yükleme platformu. Sevenleri kadar hoşlanmayanlar da çok (Steam'i sevmeyenler, Steam'i hiç kullanmamış olanlardır. - Emre Acar). Oyunu kurarken, ilk önce CD numarasını kontrol ediyor. Daha sonra ise Steam'i kuruyor. Steam'e ücretsiz üye olduktan sonra. Oyunun orijinalliği kontrol ediliyor ve oyun çalışıyor. İnternet bağlantısı olmayan bilgisayarlarda ise Steam'i offline çalıştırıp ETW oynayabilirsiniz. Tabii ki Steam'in en büyük artısı yamaları kendiliğinden yüklemesi ve Online oyuncular için ortak bir platform oluşturması. Dünyanın her tarafındaki strateji ustalarıyla rahat rahat savaşıp, mesajlaşmayı mümkün kılıyor…


Adet üzeri Empire Total War içinde bulunduğumuz dönemi ve durumu anlatan bir açış videosuyla oyuncuları karşılıyor. Bu seferki video kurgusal geçişler olarak daha etkileyici olmuş. Videoyu izledikten sonra savaşma isteği daha da artıyor. Düşmanları yok etmek ve oluk oluk kan akıtma hissi hat safhaya çıkıyor. Creative Assembly bu sefer Total War'ı adete baştan yaratmış gibi. Oyun geçtiği çağ gibi yenilik ve karmaşa dolu. Ana sayfada gelişmiş bir eğitim alma imkânı var. Onun dışında Amerika'nın kuruluşunu anlatan bir senaryo hazırlanmış. Ya da 12 devlet arasında seçim yapıp ünlü Total War haritasında hayatta kalma mücadelesi verebiliyoruz. Şimdilik yapılan değişiklikleri ilk bakışta anlatayım. Daha sonra detaylıca anlatacağım. Artık harita tamamıyla üç boyutlu. Görsel olarak müthiş olsa da bu değişiklik kendi artılarını ve eksilerini yaratıyor. Düşük sistemlerde bu hata çok fazla sorun çıkartıyor hatta bol bol oyunda çökmelere neden oluyor. Haritaya alışana kadar eski Total Warcular bayağı afallayacak. Bir anda kendinizi başka bir dünyada buluyorsunuz. Gemiler yüzüyor, askerler ve devlet adamları oradan oraya yürüyor. Şehirler yanıyor ya da yapılıyor. Oyun bunların hepsini gösteriyor bize. Eğer ilk başta diğer devletlerin hareketlerini göster seçeneğini iptal ederseniz bundan kurtuluyorsunuz. Çünkü space'e basmayınca bu adamların hareketi çok yavaş. Eskisi gibi farenin sol tuşuna basıp bunları hızlandıramıyoruz. Yavaş yavaş oradan oraya gidiyorlar. Ancak diğer devletlerin hareketlerini izlememek de büyük bir stratejik eksiklik yaratıyor. Tekrar space'e basınca yine yavaş hareket etmeye başlıyorlar. Kısacası ya elimiz space'e yapışacak, ya da bu başlı başına oyun gibi olan sahneleri sevmeyi öğreneceğiz…
Artık gelişmiş bir diplomasi menüsüne sahibiz. Direk diğer ülkelerle konuşabiliyoruz. Onlara isteklerde bulunuyoruz. Seçtiğimiz devlete göre, bu menüde bizi sevenler ve sevmeyenler var. Artık ticaret eskisinden de önemli. Büyük şehirlerin dışında ufak köyleri de tek tek kontrol edebiliyoruz. Burada yapılacak olan tarlalardan yollara kadar her şeyi biz ayarlamalıyız. Askerleri dünya haritası üzerinde yerleştirdiğimiz yerler artık daha önemli. Satrançtaki gibi stratejik ve iyi mevzilenmeler yapmamız lazım. Yoksa düşman elini kolunu sallayarak geliyor. Yaşam denizden gelir misali, denizler çok önemli. Deniz ticaretini sağlama almak için sürekli filolar yapmak lazım. Yoksa korsanlar ya da düşmanlar ticaretinizi baltalıyor. Ekranın sol altındaki ufak harita dünya üzerindeki kontrolünüzü kolaylaştırıyor. Hem Mouse ile işaretlenilen yerin hangi ülkeye ait olduğunu gösteriyor hem de ticaret yollarını görmenizi sağlıyor. Kesinlikle ticaret ve savaş planları yapılmadan önce bakılması gereken bir yer.

Yapımcılar bu sefer dersini almış

Creative Assembly, takdir edilecek bir firma olsa da, dünya tarihinde önemli bir yer tutan Türk devletlerine hiçbir zaman hak ettiği değeri vermedi. Diğer oyunlarında hep Türk başlığı altında, Orta Asya'daki tüm Türk devletlerini bir kefeye koydu. Bunlar da olsun mantığıyla yapılan bu hareket ne yazık ki, Türk tarihini ve kültürünü yansıtmıyordu. Batının gözündeki Türk imajıyla yapılan bu modellemeler sonucu, askerler Araplardan farksız, sakallı ve siyah askerlerdi. Ne Türk isimleri düzgünce yansıtılmıştı ne de, kıyafetleri. Yapımcı ekibin kastı bir hareketi olmasa da Avrupa'nın şanını anlatmak ve oradaki satışları artırmak için Batı devletlerine çok değer verdikleri ortadaydı. Total War hiçbir zaman birebir tarihi yansıtmadı ama bu kadar da özensizlik çok göze batıyordu. Neyse ki, bu sefer yapımcılar tarih ödevlerini çalışmışlar. Total War'da Türkiye'nin de eleştirileriyle oyundaki Türk imajı daha iyi yansıtılmış (Bu yüzden biz ne yapıyoruz, oyunları orjinal alıyoruz. - Emre Acar). Artık direk Turks diye kesip atmak yerine Ottoman Empire diye tek bir devlet var. Yani Osmanlı İmparatorluğu artık oyunun ana karakterlerinden. Üstelik geçen oyunlarda, Türkleri seçmek için ufak ayarlamalar gerekirken bu sefer direk seçilebilir bir devlet olmuş. Her ne kadar 1700'ler Osmanlı için pekiyi zamanlar olmasa da, yapımcılar Osmanlı İmparatorluğunu mümkün olduğunca iyi yansıtmışlar. Hatta batılı bir firma için fazlasıyla iyi bir çalışma olmuş. Osmanlı İmparatorluğu oyundaki en güçlü devletlerden birisi olarak başlıyor. En geniş topraklara sahip devlet. Etrafındaki devletlerle ya barış içinde ya da ticaret anlaşması var. Tabii bu fazla uzun sürmüyor. Ruslar, Osmanlı'yı tarihten silmek için 5-6 devir (turn) sonra saldırıya başlıyorlar. Osmanlı'nın fazla ordusu olmadığı için bu saldırılar başlamadan önce stratejinizi seçmelisiniz. Ya eldeki kıt parayla askeri yatırıma gideceksiniz ya da ekonomiyi güçlendirip, uzun ama sağlam bir stratejiyle Ruslarla savaşacaksınız. Rusya'nın başında ise Osmanlı'nın en büyük düşmanlarından I.Petro var. Yani Ruslara göre Büyük bize göre ise Deli Petro..
Ya devlet başa ya kuzgun leşe

Total War'un kendine has bir oynanış şekli vardı. Diğer tüm oyunlarda bu tarz gelişerek devam etti. Oyuncular yönetim konusunda belirli sınırlar içerisindeydi. Dünya haritası içinde yapacakları hamleler sınırlıydı. Zaman geçtikçe teknolojiler kendiliğinden gelişiyordu. Şehirlerin belirli oranda gelişmesini sağlıyorduk. Total War'un vazgeçilmezi sıra tabanlı sistemidir. Harita üzerinde belirli hareketleri yapıp para bitene kadar inşaat ve askerlerin yapımı için emirler veriyorduk. Turn Base bir yıl sonraya geçiyordu ve yıllık vergimiz sayesinde ya zengin oluyorduk ya da bütçe eksilere düşüyordu. Merak etmeyin bu sistem hala aynı ancak daha kullanışlı hale getirilmiş. Eskiden yönettiğimiz devlet parasızken ya da etrafındakilerle barış halindeyken, sürekli turu bitirip (End Turn) bir sonraki yıla geçiyorduk. Bu bazen onlarca yıl sürebiliyordu. Artık o kadar detaylı bir yönetim sistemimiz var ki, boşa harcayacak bir yılımız bile yok. Hatta bazen bir yıl için saatlerce uğraşacaksınız. Daha önceki oyunlar Total War hayranları için çok kolaydı. Her yeni oyunun getirdiği yenilikler dışındaki oynanış standarttı. Kısacası Total War hayranları avantajla başlıyorlardı. Ancak bu sefer Creative Assembly'in her şeyi sıfırdan yapması oynanışı da büyük ölçüde değiştiriyor. Serinin eski hayranları bile Empire Total War'a alışına kadar bayağı bir sersemleyecekler. Hatta bu yüzden oyundan soğuyan insanlar bile var. Ama değişiklik iyidir, seri artık bazı konularda yerinde saymak yerine ilerlemiş oluyor. Artık bina yapmak için ayrı, asker yapmak için ayrı menü kullanmıyoruz. Bir şehre tıkladığımız zaman, haritanın altındaki beyaz yerde seçenekler çıkıyor. Bina yapma, asker yapma ve yolları düzenleme. Binalar ise daha önceki Total War'lardan farklı olarak belirli bir teknoloji sırasına göre ilerliyor. Bir nevi binaları upgrade ediyoruz. Binaların eskiden olduğu gibi ayrı ayrı özellikleri var. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta binaların teknolojik uzantıları. Yanlış teknolojik gelişme oyunda felaketle sonuçlanıyor. O yüzden binaların yapıldığı çubuğa yıkma tuşu da eklenmiş. Aynı şekilde düşman saldırısı ya da talanı sonucunda hasar alan şehri toptan tamir etmek için bir çubuk da mevcut. Kısacası eskisi gibi tek tek binaları tamir etmekle uğraşmıyoruz…
Savaş barıştır

18. yüzyıl savaş teknolojisi olarak tam bir geçiş dönemi. Bu yüzden aslında savaşlarını pek sevdiğim bir zaman değil. Artık barutun etkin olduğu zamanlar. Askerlerin savaşmak için özel yeteneklere ihtiyaçları yok. Komutanlar ise kibirli ve kendilerini dünyanın en iyileri sanıyorlar. Bu durumun nedeni bu yüzyılın saçma savaş kuralları. Tüfekler etkilen olabilir ancak hala atış mesafeleri düşük. Üstelik ateş ettikten sonra, tekrar mermi koyup, barut koyup, barutu sıkıştırıp tekrar ateşe hazır hale getirmek gerekiyor. Daha da komik kısmı ise 18. yy'nin başlarında tüfeklerin menzili kısa olduğu için, gruplar karşı karşıya gelip idam mangası gibi bir birlerine ateş ediyorlar. Süvariler eskisi kadar etkili değil. Haliyle bu yüzyıl kendine has savaş kurallarına sahip. Komutanlar tıpkı bir dans gibi reveranslarla savaşıyorlar. Amerikan İç Savaşı ve Napolyon Bonapart'ın fetihleri gibi ünlü olaylar sayesinde bu yüzyıl yazılı ve görsel eserlerde çok fazla yer alıyor. Özellikle Amerika'nın kuruluş efsanesi olduğu için, bu dönemle ilgili sayısız film, kitap ve hatta çizgi roman var. Dans kıyafeti gibi renkli üniformalarıyla birlikte 18. yy komik de olsa dünya tarihi için önemli bir zaman. Empire Total War'da askeri olarak bu yüzyılı gayet iyi yansıtmış. Oyunda askeri üstünlük istiyorsanız Fransa ya da İngiltere'yi seçmekte fayda var. Rusya ise başlarda tökezlese de bulunduğu konum sayesinde rahat rahat gelişiyor ve Balkanlar üzerinde ezici bir etkisi oluyor. Osmanlı ise pamuk ipliğine bağlı bir zamanda başlıyor oyuna. Her şey oyuncunun eline bırakılmış. Eğer belinizi doğrultursanız teknolojik gelişmeler ve yeni askeri birimlerle güçlü bir hale geliyor. Ama özellikle oyunun ilk başlarında, bizde iman gücü var eski toprakları alırız diye sağa sola saldırırsanız, tarih tekerrür ediyor ve çöküyorsunuz. Empire Total War'da iki türlü savaş var. Birincisi kara savaşları ikincisi ise deniz savaşları. Zaten yapımcılar da ilk baştan beri deniz savaşlarının ön planda olduğu bir Total War yapacaklarını söylemişlerdi. Ancak zaman içinde oyundaki devlet sayısının artması ve serinin hedef kitlesinin sadece deniz savaşlarıyla tatmin olmayacaklarından dolayı kara savaşlarına da önem verilmiş. Ancak deniz savaşları hem grafik olarak hem de saldırı yöntemleri olarak çok daha önemli…


Kara savaşlarından bahsetmek gerekirse. Elimizde, topçu birlikleri piyadeler ve süvariler var. Tüfekli piyadeler, kılıçlı piyadeler yerine göre özel birim olan tabanca kullananlar ve oyunun ilk başlarında küreği mızrağı kapıp düşmana dalan köylüler. Oyunun başlarında süvariler biraz daha etkili. Özellikle topçuları yok etmek için süvariler en iyi çözüm. Hızlı ve güçlüler. Topçular ne olduğunu anlamadan kelleleri kopuyor. Tüfekli piyadeler ise, belirli bir mesafeden gelince ateş açmaya başlıyorlar. Önlerine koruma olacak bir şey çıkınca ise hemen siper alıyorlar. Teknolojik gelişmelerle birlikte askerlerin davranışları da değişiyor. Tüfekleri daha güçlü oluyor ya da daha uzun menzile ateş edebiliyorlar. Ayrıca savaş ve duruş teknikleri de değişiyor. Askerler daha farklı şekillerde saldırabiliyor ya da başka pozisyonlara geçebiliyor. Daha önce oyunun otomatik olarak bize verdiği bu yetenekler artık teknolojik gelişmelerle kazanılabiliyor. Tüfekli piyadeler aynı zamanda süngüleriyle ya da kılıçlarıyla savaşabiliyor. Düşmanlar belirli bir yakınlığa geldikleri zaman otomatik olarak süngü savaşına giriyorlar. Ya da biz emir veriyoruz bu şekilde savaşıyorlar. Ama teke tek dövüş yöntemleri genelde nişancılıklarından daha kötü. Kılıçlı ya da mızraklı asker ise, düşmanın yakınına gidene kadar ördek gibi vuruluyorlar. Onları ormanlık arazide gizlemek ya da ani pusular için kullanmak daha mantıklı. Süngü savaşlarında da düşmana arkadan saldırtarak kullanabilirsiniz. Topçular, tam bir yıkıcı güç. Her ne kadar yavaş hareket etseler de koca binaları birkaç atışta yerle bir edebiliyorlar. Özellikle saklanan düşmanları top atışıyla taciz etmek çok etkili oluyor. Siperleri param parça olan düşmanlar korkup kaçıyorlar. Düşmanı korkutmak ya da yıkarak yok etmek için etkili bir yol. Ayrıca yeterince askeriniz varsa, düşmanları süngü savaşlarını sokup sonra da topçularla bombalayarak kendi adamlarınızı feda etme pahasına yok edebilirsiniz. Biraz canice de olsa 18.yy da çok kullanılan bir taktikti. Komutanın yetenekleri savaş alanına da yansıyor. Özellikle komutanın moral verme yetenekleri askerleri çok etkiliyor. Bu özellikler düşükse en ufak çatışmadan bile askerler kaçmaya başlıyorlar…


» Devamını okuyun..

Watchmen: The End is Nigh



Alan Moore herhalde yaşadığımız çağın en yetenekli sanatçılarından birisi. Muhalif tavırlarıyla birlikte çizgi roman dünyasına kendine has bir bakış açısı getirdi.


Moore, çizgi romanları tuvalette ya da ders çalışırken kitabın arasında okunan bir eğlenceden, eleştirisel sanat eserlerine çevirdi. Onun gibi muhalif ve bağımsız yazarlar bu tutumlarını sürdürmeye devam etti. Alan Moore'un düşüncesine göre çizgi romanlar en az kitaplar kadar da eleştirisel olabilirler. Aynı şekilde süper kahramanlar ise her koşulda insanları kurtaran, tüm iyi niyetlerine rağmen hala onları taşlayan medyaya ve insanlara gülümseyip giden insanlar değildir. Özel güçleri yoktur. Çift yaşam kuralı ise Moore'un kahramanları için hala geçerlidir. Ancak bir farkla, onun yarattığı karakterler kostümlerini giydikleri zaman gerçek yüzlerine sahiptirler. Kostümleri çıkardıkları zaman ise sıradan insan taklidi yapmaktadırlar. Ayrıca etrafta kostümlü kahramanların dolaşması dünyanın daha iyi ve mutlu bir yer olacağı anlamına da gelmez. Tüm bu düşünceler Watchmen adlı 12 sayılık mini seride toplandı. 1985 ve 86 yılları arasında piyasaya sürülen Watchmen serisi, çizgi roman tarihinde önemli değişiklikler yaptı. Gayet karanlık bir ortamda geçen Watchmen, süper kahramanlar gerçek olsa aslında polisten pek farklı olmayacaklarını da vurguluyordu. Olayları dağıtmak için orantısız güç kullanan süper kahramanlar, kısa sürede anarşist çetelerin hedefi haline gelir, onlara karşıt eylemler yapılmaya başlar. Watchmen yani Gözcüler için "Peki ya onları kim gözlüyor?" adlı popüler bir slogan da bulunur. Sonuçta halkın ve hükümetin tepkisi yüzünden Keene yasasıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde süper kahramanlık suç haline getirilir. Böylece kahramanlık olgusu ortadan kalkmış olur. Ta ki 1985 yılına kadar. Dünya Nükleer savaşın eşiğine gelir. Her kıyamet kopmak üzeridir, işte bu zamanda dünya tekrar süper kahramanlarına ihtiyaç duyar. Klasik bir çizgi roman olsa, kahramanlar da seve seve göreve koşarlardı derdik. Ancak Watchmen deki kahramanların hepsinin kötü yanları da olduğu için ya dünyayı umursamaz hale gelmişlerdir ya da…

Her çizgi romanda olduğu gibi Watchmen'in de komik bir yanı var. Eser içinde derin bir kara mizah taşıyor. Büyüklere yönelik olduğu için pesimistlik ve şiddet hat safhada. Aslında bu seride gördüğümüz her karakter ünlü çizgi roman karakterlerinden türemiş haldeler. Alan Moore bu ünlü karakterlerin gerçek dünyada yaşasalar ne halde olacaklarını göstermiş. Bu türeme ise bariz şekilde gösteriliyor. Ünlü Justice Legaue ya da Avangers gibi kahraman topluluklarının gerçek dünyada, hiç de şirin olmayacağını hatta bir birleriyle bile anlaşamayacaklarını görüyoruz. Time tarafından en iyi 250 Edebiyat eserinden birisi sayılan Watchmen'in filminin gelmesi de kaçınılmaz bir olaydı. Ancak son 10 yıldır çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle çizgi roman bir türlü beyaz perdeye ulaşamadı. En sonunda film gösterime girdi. Film, çizgi roman ile neredeyse birebir ancak çizgi romanın başarısını ne kadar yansıttığı tartışmalı bir konu. Bizi ilgilendiren ise "Geleneksel filmden oyun türetmece şenlikleri" kısmı. Film ile paralel olarak Watchmen'in oyunu da piyasaya sürüldü. Watchmen: The End Is Nigh adlı oyun, ismini taşıyabiliyor mu göreceğiz…


» Devamını okuyun..

11.4.09

Desert Fire / Helikopter Ateşi

Oyunu oynamak için Devamına tıklayın.!





» Devamını okuyun..

Ay bebek arabası / Moon buggy

Oyunu oynamak icin Devamina tıkla.







» Devamını okuyun..

10.4.09

Crysis Warhead yakında


2007 yılında oyun dünyasına damgasını vuran Crysis’in devam oyunu geliyor. Oyunun yapımcısı Crytek firması, Crysis Warhead’in yapım aşamasında olduğunu duyurdu. Firmanın kendi geliştirdiği CryENGINE 2 oyun motorunun geliştirilmiş versiyonuyla

yapılan Crysis Warhead’in, PC için 2008 sonbaharında çıkması bekleniyor.

Crysis’in göze çarpan karakterlerinden Sergeant “Psycho” Sykes’ı yöneteceğimiz oyunda, ilk oyunun hikayesiyle aynı zaman dilimi içinde, Delta Force askeri Nomad’inkine paralel bir hikayeyle karşılaşacağız. İlk oyundaki olaylar olurken, adanın diğer tarafında canlı kalmanın daha da zor olduğuna tanık olacağız.

Crysis’te oyunculara muhteşem bir görsellik sunan inanılmaz grafikler ve efektlerin daha da gelişmiş versiyonunu göreceğimiz Crysis Warhead’de, yine serbestçe dolaşabileceğimiz geniş haritalar ve modifiye edilebilir silah ve ekipmanlar göreceğiz.


» Devamını okuyun..

Counter Strike: Source



Tür: Aksiyon
Yapımcı: Valve
Dağıtıcı: Vivendi Universal
Çıkış tarihi: 07/10/2004
Platform: PC



Minimum sistem: İşlemci: Pentium 4 1GHZ / RAM: 256 MB / Video Modu: 64 MB VRAM / Disk Alanı (MB): 2000 / Ses kartı: Evet / DirextX v9.0c
17 yaş ve üstü için uygundur. Dehşet öğeleri ve argo dil içerebilir.


Bir grup gönüllü tarafından geliştirilmeye başlandığı ilk günlerden beri Half-Life'ın en popüler modifikasyonu olan Counter-Strike, yeni yüzüyle karşımıza çıkıyor. Her ne kadar eski Half-Life motoru ile günümüzde dahi yüksek oynanabilirlik ve kabul edilebilir görsellik sunan modifikasyon, Half-Life 2'nin ortaya çıkmasıyla yeni bir görünüme kavuşuyor. Half-Life 2’nin Source adı verilen grafik motorundan adını alan yeni modifikasyonumuz; Counter-Strike: Source...

Counter-Strike: Source, ilk oyunun bütün özelliklerini barındırıyor. Fakat güçlü Source motorunun sunduğu birçok avantaj ile yüksek grafik kalitesine sahip, oynanabilirliği artan bir oyun deneyimi sunuyor.

Günümüzün Microsoft DirectX 9 serisi efektlerinden sonuna kadar yararlanan oyun, gerçekçi su, yansıma efektleri, sis, toz ve duman efektleri gibi çeşitli eklemelerle görsel bir şölen sunmasının yanında Havok 2.0 fizik motoru ile oynanabilirliği ve eğlenceyi bir üst seviyeye çıkartıyor.


» Devamını okuyun..

Prototype'ın çıkış tarihi belli oldu..


Activision, yılın merakle beklenen oyunlarından Prototype'ın çıkış tarihini açıkladı. 5 Haziran'da Avrupa'da piyasaya sürülecek oyun Kuzey Amerika'da 9 Haziran'dan itibaren satılmaya başlanacak.

Oyuncular, Prototype'ta Alex Mercer karakteri yerini geçecek. Oyunda, genetik olarak mutantlaşmış acımasız Mercer, intikam peşinde koşacak.

New York'u kana bularken başka insanların formuna da girebiliyoruz. Böylece o kişilerin yeteneklerini de almış oluyoruz.


» Devamını okuyun..

Will Wright EA'den ayrıldı..


The Sims ve Spore oyunlarının yaratıcısı efsanevi Will Wright, Electronic Arts ve Maxis'ten ayrıldığını açıkladı. Wright, "Stupid Fun Club" adlı projesi üzerinde yoğunlaşmak istediğini söyledi.

Ancak Will Wright'ın bu projesi üzerinde EA'in de hakları bulunuyor. Bu yüzden tam bir ayrılık söz konusu değil. Maxis'ten yapılan açıklmada Wright'ın yine oyun dünyasıyla olan bağlantısının devam edeceği ve çeşitli projelerde yer alabaileceği söylendi.

Şu an için Will Wright ve Stupid Fun Club projesiyle ilgili başka bir bilgi verilmedi.




» Devamını okuyun..

9.4.09

Assassin's Creed 2 yayınlandı.


Assassin's Creed 2 ile ilgili ilk video bu hafta içinde yayınlandı. Yayınlanan video haricinde oyunla ilgili detaylar henüz netleşmedi.

Video, Leonardo Da Vinci'nin bazı çizimlerini içeriyor ve bunları Altair'in bıçağı gibi Assassin's Creed eskizleriyle birleştiriyor.

Ubisoft yetkilileri şu an için sadece oyunun 2010'un Mart ayında piyasaya çıkmasının planlandığını söylüyor. Daha önceki dedikodulara göre oyunun 18. yüzyıl Fransa'sında geçeceği konuşuluyor.


» Devamını okuyun..

PES 2010 duyurusu yapıldı


Konami, Pro Evolution Soccer 2010’un PES serisi tarihindeki en geniş çaplı yeniliklere sahip olacağını ve oyunun her alanının ciddi biçimde geliştirileceğini duyurdu. Oynanış üzerine yapılacak yeni eklemeler ile PES 2010'un şimdiye kadar yapılmış en gerçekçi futbol simülasyonu olması amaçlanıyor.


Konami’nin merkezi Tokyo’da bulunan geliştirme ekibi PES Productions, oyunun hayranlarının forumlardaki görüşlerinden ve basın yorumlarından yola çıkarak PES 2010'u kusursuz bir seviyeye getirmeye çalışıyor.

Konami bu yılı geliştirme ekibine yeni isimler eklemek için kullandı ve her biri de oyunun kısa ve uzun vadede ilgili alanlarını geliştirmekten sorumlu yeni departmanlar yarattı.

PES 2010 sonbahar aylarında PlayStation 3, Xbox 360, PC, PSP, PlayStation 2 ve cep telefonları için piyasaya çıkacak.




» Devamını okuyun..

8.4.09

Street Fighter IV Video



















» Devamını okuyun..

Star Wars'ta son detaylar


Yapımcılar, Star Wars: The Old Republic hakkında pek fazla açıklama yapmıyor. Ancak arada bir dışarıya sızan bazı bilgilerden oyun ile ilgili detayları öğrenme fırsatı yakalayabiliyoruz. Geçtiğimiz günlerde Daniel Erickson'un internet üzerindeki günlüğünde oyun ile ilgili bir kaç ince detayı öğrenme fırsatı bulduk.


Erickson'un günlüğünde şunlar yazıyordu:

"Star Wars, iyi ve kötünün savaşını konu edinen bir hikaye. Bu yüzden oyunda Jedi veya Sith olarak aynı çizgide ilerlemek pek mantıklı olmaz. Oyunda sadece bir yönde ilerlemek yarı zaman ve yarı yarıya maaliyet demek. Ancak bu kesinlikle yanlış bir seçim olur."

"Yeni Bounty Hunter sınıfı ile kaçakçılar, Jedi, Sith, asiler, liderler, drodiler, suikastçiler ve tüm çeteler birer av. Her avın kendine özel seçenekleri ve avlama yolu var."

Anlaşılan Star Wars: The Old Republic'te her sınıfın kendine özel bir hikayesi olacak. Oyunu seçtiğimiz karakterin özelliklerine göre yönlenen bir öykü ile oynayabileceğiz.

Henüz oyunun kesin çıkış tarihi açıklanmadı. Ancak Star Wars: The Old Republic'in 2010 yılında piyasaya çıkması bekleniyor.


» Devamını okuyun..

7.4.09

NBA 2K8 Video Galeri








» Devamını okuyun..

NBA 2K8 Foto Galeri



Grafikler çok başarılı















Birebir oynama becerisi önem kazanmış

Oyunda bir çok sıradışı seçenek mevcut



Oyuncuların özellikleri oyuna aynen yansıtılmış

Stadyum atmosferi başarılı

Oyun içi animasyonlarla gerçekçilik arttırılmış

Maç ekranı basit, kullanım arayüzü temiz ve başarılı

Pota altı mücadeleleri çok sert


NBA 2K8 Ayrıntı bilgileri
NBA 2K8 Video Galeri



» Devamını okuyun..

NBA 2K8


NBA serisinin iki büyük oyunun vardır. En bilineni EA Sports'un satış rekorları kıran NBA Live serisi, diğeri ise konsollar için üretilen NBA2K serisi. NBA 2K'in ilk oyunu 1999 yılının sonunda Sega Dreamcast konsolu için Sega tarafından üretildi ve 2003 ve 2004 yıllarında ESPN NBA Basketbol adıyla PS2 ve XBox konsolları için versiyonları da satışa sunuldu.

2005 yılından sonra ise serinin hakları Take Two Interactive'e geçti ve yapımcılığını bir Take Two iştiraki olan 2K Games'in spor oyunları departmanı 2K Sports üstlendi. O tarihten beri NBA 2K oyunları PS2, PS3, XBox ve XBox 360 konsolları için çıkıyor.

Videolar bölümünde geçen yılki NBA Live oyundaki hatalarla ilgili bir videoyu bulabilirsiniz. Bu video size NBA 2K serisine neden gereksinim olduğunu bir kez daha hatırlatacaktır. NBA Live'ın PC lerdeki tekeli tartışılmaz, ama NBA 2K'in konsolda sağladığı rekaber daha iyi bir oyun üretilmesini sağlamışa benziyor.



NBA 2K ilk olarak basketbol aksiyonundaki gerçekçilik ile öne çıkıyor. Oyuncuların sahadaki mücadelesi gerçeğe çok yakın. Fiziksel temaslarda ve gerek birebir, gerekse de çoklu savunmalarda oyun motoru çok başarılı. Bir diğer güçlü özelliği ise fizik motoru, topun ya da oyuncuların hareketleri gerçeğe çok yakın, kimi zaman driblingde yanlış tarafa yönelirseniz oyuncu steps yaparak topu kaybediyor, bu da NBA Live'daki fantastik penetrasyonların önüne geçilmesini sağlamış.

Grafikler ise ayrı bir konu. Oyunun PS3 ve XBox 360 sürümünün grafikleri çok güçlü, grafik motoru ise oldukça sağlam. Ancak PS2 ve Xbox sürümlerinde, aynı motorun modifiye edilerek basitlenmiş hali kullanıldığından, kimi zaman kaplamalar ve parlaklık/gamma ayarlarından ötürü pozisyonları görüp seçmekte zorlanabiliyorsunuz. Her şeye rağmen, oyuncu modellemeleri öyle gerçekçi yapılmış ve fizik motoruyla öyle başarılı senkronlanmış ki, NBA Live'daki oyuncular gerek görünüş gerekse de grafikleri itibariyle silindirikmiş gibi gelecek.

Fiyatı da değişiklik gösteriyor. Aldığınız sürüme göre 35$ ile 50$ arasında değişen fiyat, vergilerle düşünüldüğünde 70-120 YTL arasında bir yere geliyor, ki konsol sahibi olmayanlar için yüksek gelecek rakamlar. Bundan ötürü PC sahipleri alışılageldiği gibi NBA Live oyununa yönelirlerse hiç şaşırmam. Ama eğer elinizde bir konsol varsa ya da ilerde almayı düşünüyorsanız, NBA 2K8 kesinlikle Live 2008'den daha iyi bir oyun.


NBA 2K8 Foto Galeri
NBA 2K8 Video Galeri


» Devamını okuyun..

Prince Of Persia 4 göründü



20 senelik oyun efsanesi Prince Of Persia, yeni nesil oyunu
Prince Of Persia 4: Ghost Of The Past ile ekranlarımızı şenlendirecek.

Çeşitli lansman bildirilerine göre, oyunun 2008 sonunda başta XBox 360 ve PS3 olmak üzere bir çok konsolda ve PC'de yayınlanacağı düşünülüyor.

Yapımcı Ubisoft'un, son dönemde çok beğeni toplayan Assassin's Creed oyunu nedeniyle PoP4'ü ertelediği biliniyordu. Bu defa bu erteleme, AC'den alınan tecrübenin yeni oyuna yansıtılması şeklinde gerçekleşebilir.

Yeni oyunda, hikayenin de baştan sona değişiklik göstereceği dedikodular arasında. Öte yandan bir çok yeni grafik ve fizik motoru değişikliği ile savaş yöntemlerindeki geliştirmeler de şu anda ekibin en çok çalıştığı konular arasında.

Bu arada, bir çok video/fotoğraf paylaşım sitesinde PoP4 etiketli materyal görünüyor, ama Ubisoft'un açıklamasına göre bu materyaller projeye ait değil.


» Devamını okuyun..

Age of Conan: Hyborian Adventures bu ay ABD'de


Merakla beklenen MMORPG türündeki oyun Age of Conan: Hyborian Adventures bu ay nihayet ABD'de satışa çıkıyor.

Kimmerya'lı Barbar Conan'ın, kendine özgü Hyboria (efsanevi kıta Atlantis'in batışından 8000 seneki zaman dilimi) dünyasında, fantastik Aquilonian, Cimmerian ve Stygian ırkları arasında geçen macera, fantastik maceralardan hoşlananlara hitabediyor.

Bu ay piyasaya çıkan oyunlar sadece bulunla da sınırlı değil. İşte bu ay içinde ABD'de satışa çıkacak oyunlar arasında en göz önünde olanları...





Age of Conan: Hyborian Adventures
Funcom / Eidos
PC

İmkan buldukça incelemeler pc-oyuntr.blogspot.com'da...


» Devamını okuyun..

Activision & Blizzard özgürleşiyor mu ?


Dünyanın en büyük oyun fuarı Electronic Entertainment Expo, ya da kısaca E3 (Elektronik Eğlence Fuarı), her yıl ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen görkemli bir gösteriyle gerçekleşen ve oyun üreticilerinin en iyi tanıtım/reklam/pazarlama imkanı bulduğu etkinliktir.

Ancak, geçtiğimiz aylarda birleşen Vivendi ve Activision'ın kurmuş olduğu yeni şirket, artık E3 fuarlarında yer almayacağını açıkladı.
Bu adreste inceleyebilirsiniz (ingilizce) Activision

Yapılan açıklamayan göre, şirket yeni promosyon ve ticari stratejileri gereği, E3 etkinliğine üyelikte devam etmeme kararı aldıklarını bildirdi. E3 ün sektör için önemine de değinilen açıklamada, Activision Blizzard hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmasının ise söz konusu olmadığı bildirildi.

Şirket evliliğinden sonra dünyanıın en büyük oyun üreticisi konumuna gelen Activision Blizzard, görünüşe göre alışılmış pazarlama stratejilerinin yerine kendi özgün etkinliklerini gerçekleştirmek için E3'te sahne almayacak. Bakalım bu karar oyunlarının satışlarını nasıl etkileyecek.


» Devamını okuyun..

Project Torque


Oyunumuz MMORPG bir yarış oyunu. Yani internet üzerinden yarışlara katılabiliyor gerçek insanlarla yarışabiliyoruz. Kendi arabamızı alabiliyor Modifiye edebiliyoruz.


Bu oyunun en iyi yanı ise ücretsiz olması.
Project Torque download
adresinden oyunu ücretsiz olarak indirip, updatelerini yapıp hemen yarışmaya başlayabilirsiniz. Ancak kotalı arkadaşları uyaralım oyunun updatelerinni boyutu baya büyük bir aylık kotanızı komple yiyebilir. Oyunda gerçek para kullanacağınız tek yer bazı arabaları ve bazı parçaları satın almak için bunların da çoğunu oyunda kazandığınız para ile de alabilirsiniz.

Project Torque'e pek çok mod bulunuyor. bunları saymak gerekirse

Arcade:
Arcade fizik kurallarıyla yarışıyoruz. pek çok pist mevcut.

Simulation:
Simulasyon fizik kurallarıyla yarışıyoruz. Off road pistiydi sokak pistiydi falan pek çok pist mevcut. Eğer bu yarışlarda Ghost modu kapalı ise arabalar birbirine çarpabiliyor zarar verebiliyor. bazen arabanızı onarmanız gerekiyor.

Thunder Alley:
Nascar pisti tarzı oval pistlerde dön babam dön kıvamında buggie arabalarla yarışıyoruz. Oyunda en çok puan ve para getiren bölüm burası. Burada ayrıca pit-stop kırmızı bayrak elektronik sesle konuşup sinir eden co-pilot bozması herifler falan gerçek yarış atmosferini sağlayan herşey var. Mesela bir kere tam pit stop alnının girişini az geçtim bu amca bana benzin bitti la pitstopa gir de bir el atsınlar dedi. bir tür benzin bitti bitecek halde bitirdim.

Explorer:
Bu modda şehir içinde dolaşarak çeşitli objeleri toplamaya çalışıyoruz. Ara da bazen araba salalnıyo ekran tes dönüyo öle artistikleri var aklıma nokia'lardaki snake oyunun getiriyor hep.

Capture the Flag:
En zevkli tadından yenmez insanın oynadıkça oynayasını getiren modlardan bir tanesi. sırf bu mod için bile oynanır bu oyun. Bu oyuna başlarken tüm arabalar sırt sırta başlıyor ve bir bayrak var o bayrağı kapan rastgele oluşan bir kapıdan geçerek puan lıyor. Tabi diğer arabalar da bu adama toslayıp bayrağı kapmaya çalışıyor. eğer uyanıklık yapıyım kapının ortasında bekliyim falan derseniz oyun sizi çarpıyor :D bu oyun kelimelrle anlatılmayacak kadar zevkli. ne hinlikler ne cinlikler yapılıyor bayrağı almak için. mesela bir kere şöyle bir şey oldu ben ilerliyorum büyük bir tır var ancak az geriye gitmiş duvara yaklaşmış bayrak sahibi arkasından geçecekti tam geçerken biri geldi önden vurdu tıra adam arkada sıkıştı. ve 15 20 araba tek arabaya doğru kaydı birbirinin üstüne çıkanlar falan tam bir şamataydı :D Bu oyunda tabi puan sadece kapıdan geçerek toplanılmıyor bayrağa ne kadar yakın sürerseniz bayrak sizdeyken ne kadar fazla yol alırsanız o kadar puan alıyorsunuz.

Drift
Adı üstünde drift yaparak puan topluyorsunuz. Alacağınız bir driftmeter gibi bir parçayla uygun drift açısını yakalamaya çalışıyorsunuz.

Oyun modlarından eğlencenin ne kaar üst seviyede olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında lisans oalyı da var oyunda başka simulasyon oyunalrında n alışık olduğumuz. BU lisanslarla yeni arabalar pistler vs. açıyoruz. Ayrıca tek kişilik görevlerde.

Peki bu oyun bu akdar eğlence bile tek başına yeterken nasıl grafikler yapmış? mükemmel grafikler yapmış. İlk başta grafikler orta seviye gibi görünsede ayarlardan sona getirdiğinizde Ücretsiz bir oyundan beklenmeyecek kadar üst seviyede grafiklerle karşılaşacaksınız. Oyunda hızı daha iyi hissetmemizi sağlayan motion blur vs. herşey var. Bu arada bir bilgi veriyim gerçek hayatta o motion blur olayı olmaz. Ancak çoğu kişi o hızları ancak tv veya başka bir şekilde gördüğü için gerçek hayatta da o hıza ulaşınca görüntünün yanlarının bulanacağını falan sanır. Ama yinede oyuna gerçekçilik katıyor zevk veriyor o ayrı. Oyunda ayrıca Tv'dkei gibi hafif bir karlanma efekti de var ben kullanmıyorum ama isteyen kullansın.

Oyunda hasar modellemeleri de çok başarılı arabaların boyaları sıyrılıyor parçaları kopuyor motordan duman çıkıyor dah aneler neler çok harika olmuş bu hasar modellemeleri de. BAzı ücretli oyunlarda hasar omdellemesi olmazken ücretsiz bir oyunda bu kadar iyi grafikler hasar modellemeleri falan beni oldukça şaşırttı.

Gelelim oyunlardaki arabalara. Oyunda gerek lisanslı gerek lisanssız pekçok araba bulunuyor anack bu lisanssız arabaları da ilk görüşte tamam bu araba diye anlayabiliyorsunuz.

Oyundaki araçlar

Corus
MR2 GTS
RX-8
Outlander
Quadro
2000 GT
RX-7 Spirit
Lancer EVO IX
Buggy
Hilux Surf
RX-7 GT Limited
Kawana
Corolla GT S 1985
Miyato Wizz
Executive Lion
Subaru
C-Racer
H3 Hummer 2007
Impreza WRX 2006
Hexan GT
Concept Camaro 2008
Spada Forte
C6 Z06 Corvette 2007
Drako Hemi
Lagoon Destroyer 4x4
Harpoon GT 2007
Morello S Type 2007
Panama GT Ray
Thunder Alley Pro
Thunder Alley Intimidator
Stallion GT

Ve lisians işlemleri hallolduğunda daha falza araç geleceği yazıyor sitesinde. Ancak tüm bu araçlara rağmen oyunumuzdaki modifikasyon yelpazesi falza geniş değil malesef. tampon spoiler vs. dışında aracın üzeindeki çıakrtma vs.'yi bir kaç tane hazır şekil arasından seçiyoruz. arabanın yanına alev yapıyım kaputa da bir kuru kaya koyuyum arkasına da şeytan kafası koyuyum gibi şeyler yapamıyoruz. NFS'de bildiğinizz üzere bu şekilleri sünrüp uzatabiliyor vs. pek çok şey yapabiliyorduk. Ama ücretsiz bir oyun olması bu kusurunu affettiriyor.

Gelelim oyunun işitsel kısmına. oyunda motor fren vb. seslerinde fazla bir kusur göremesemde oyunnu müzikleri malesef pek iç açıcı değil. Özellikle yarışlarda müzik sesleri oldukça kısık ce motor sesi tammen bastırıyor. frenlerde faln bir iki ses duyabilirseniz ne ala. Options'dn açmak gerekiyor baya ama yinede NFS'deki gibi o adamın içnden gaza sonuna kadar basma isteği doğurtan müzikler yok.

Bu oyunu NFS serileri ile karşılaştırmam yadırganabilir ancak ücretsiz bir oyun olmasına ramen bunu hakediyor bu oyundan aldığım zevk NFS ProStreet'ten aldığım zevkten kat ve kat daha fazla. Project Torque tüm yarış severlerin mutlaka denemesi gereken bir oyun.















» Devamını okuyun..

Nintendo Wii En iyi 10 oyunları




Aral İthalat tarafından konsol ve PC oyunlarında 7. haftanın en iyiler listesi açıklandı.Sıralama ve katagoriler şu şekilde.













Nintendo Wii

1.Guitar Hero World Tour Ayrıntıları & Foto Galerisi & Video
2.SIM Animals
3.Spyro Dawn of the Dragon
4.Madagascar 2
5.NFS Undercover
6.Crash Mind Over Mutant
7.Resident Evil 4
8.Call of Duty World at War
9.Spiderman Web of Shadows
10.Tomb Raider Underworld


» Devamını okuyun..

Playstation 2 En iyi 10 oyunları



Aral İthalat tarafından konsol ve PC oyunlarında 7. haftanın en iyiler listesi açıklandı.Sıralama ve katagoriler şu şekilde.












PlayStation 2

1. PES 2009
2. FIFA 09
3. Sonic Unleashed
4. Singstar Türkçe
5. NFS Undercover
6. Call of Duty World at War
7. Smackdown 2009
8. Madagascar 2
9. Spyro Dawn of the Dragon
10. Resident Evil 4


» Devamını okuyun..

Playstation 3 En iyi 10 oyunları



Aral İthalat tarafından konsol ve PC oyunlarında 7. haftanın en iyiler listesi açıklandı.Sıralama ve katagoriler şu şekilde.












PlayStation 3

1. PES 2009 Foto Galeri
2. Lord of the Rings Conquest
3. Call of Duty World at War
4. Burnout Paradise the Ultimate Box
5. NFS Undercover
6. FIFA 09
7. Guitar Hero World Tour
8. Smackdown 2009
9. Midnight Club Los Angeles
10. Tomb Raider Underworld


» Devamını okuyun..

Pc En iyi 10 oyunları



Aral İthalat tarafından konsol ve PC oyunlarında 7. haftanın en iyiler listesi açıklandı.Sıralama ve katagoriler şu şekilde.

1. GTA 4
2. Call of Duty World at War
3. Football Manager 2009
4. Burnout Paradise the Ultimate Box
5. Lord of the Rings Conquest
6. FIFA 09
7. WOW Wrath of the Lich King
8. NFS Undercover
9. PES 2009
10. Mirror's Edge





» Devamını okuyun..

Xbox Live Arcade en iyi 20 oyun


Resmi Xbox 360 dergisi, Xbox Live Arcade'de yayımlanan en iyi 20 yapımı belirledi. Her biri belirli
Microsoft puanları karşılığında elde edilebilecek yapımlar, şu şekilde sıralanıyor:

20. OMEGA FIVE
19. HEXIC HD
18. HEAVY WEAPON: ATOMIC TANK
17. DOOM
16. PINBALL FX
15. SONIC THE HEDGEHOG
14. TEENAGE MUTANT NINJA TURTLES
13. BOMBERMAN LIVE
12. METAL SLUG 3
11. SOUL CALIBUR
10. EVERY EXTEND EXTRA EXTREME
09. PRINCE OF PERSIA
08. N+
07. PAC-MAN CHAMPIONSHIP EDITION
06. STREETS OF RAGE 2
05. REZ HD
04. GEOMETRY WARS: RETRO EVOLVED
03. IKARUGA
02. LUMINES LIVE
01. GEOMETRY WARS: RETRO EVOLVED 2


» Devamını okuyun..

FIFA Manager '09'un demosu yayımlandı..



Electronic Arts, "FIFA Manager '09'un" oynanabilir ilk demosunu yayımladı. Oyunda


bir futbol klübününün tüm menejerlik işlerini yükleniyorsunuz; takımınızı kurmak, taktikleri belirlemek ve takımınızı eğitmek de sizin göreviniz oluyor. Eğer doğru
oyuncuları doğru yerlerde seçerseniz, klübünüzü iyileştirebilirsiniz. Bunun yanı sıra oyunda futbolcularla, basınla ve sponsorlarla iyi ilişkiler kurmak da önem taşıyor. Oyunda ister bir ulusal takımın menejeri, ister tek bir oyuncunun menejeri olabilirsiniz.
Oynanabilir 875.67MB boyutundaki demoyu indirmek isteyenler buraya tıklayıp, demoyu indirebilirler.


» Devamını okuyun..

Call of Duty, 1 günde 780 bin kopya sattı.!



En çok satan FPS oyunu ünvanına sahip ( 11 milyon - COD4 ) Call of Duty oyununun en yeni ismi World at War, daha önce açıklandığı üzere ilk hafta itibariyle

İngiltere'de, Cod4'ün satışlarından iki misli fazla satıldığı söylenmişti. Vg Chartz sitesinin rakamlar üzerine açıkladığı verilere göre World at War, Avrupa'da çıktığı ilk günde (14/11/08), sadece Xbox 360 ve PS3 konsolları toplamında tam 780 bin kopya satıldıgı söylendi.

XBox 360 :Call of Duty : World at War 423,414
PS3 :Call of Duty : World at War 347,866
Not: Amerika satış rakamları eklenmedi. PC, PS2 ve DS satış rakamları hariç. Wii için hazırlanan versiyonu ise, ilk gün itibariyle yaklaşık 20 bin adet satıldı.


» Devamını okuyun..

Left 4 Dead



Çıkış tarihi: 18 Kasım 2008
Tür: Aksiyon
Platform: PC, PlayStation 3, XBOX 360
Yapımcı: Valve Software
Türkiye distribütörü: Aral

"28 Days Later" filminden ilham alan Left 4 Dead, Turtle Rock Studios ve Valve şirketlerinin büyük beklentilerle piyasaya sürdükleri bir zombi oyunu olarak karşımıza çıkıyor. 3D aksiyon oyunlarına bir çok yenilik katacağa benzeyen oyun, Resident Evil’dan sonra korku oyunları içinde zombi öğesini kullanan bir başka yapım olarak oyun piyasasını hareketlendireceğe benziyor. Ekim ayında başlayan sektördeki hareketlilik, Dead Space’in ardından korku temasını taşıyan Left 4 Dead ile platformlarımızı bir kez daha sarsmaya hazırlanıyor.

Bu sefer amacımız zombilerle dolu bir şehirden üç arkadaşımız ile beraber kaçmaya çalışmak. Salgın halde yayılan virüsten etkilenmeyen bir kaç kişiden biri olarak kendimizi çok iyi savunmamız gerekiyor. Zombilerin yavaş yürüyen ve aptal hareketler yapan yaratıklar olduklarını düşünmek çok yanlış olur. Left 4 Dead’te zombiler grup halinde ve şimşek kadar hızlı hareket ediyor. Daha "dikkat et" diyemeden boynumuza asılmış bir tanesiyle cebelleşmek zorunda kalabiliyoruz.

Yapay zeka ve bizim yönetimimiz arasındaki denge oyunun en ilginç yanlarından biri. Beraberimizde en fazla üç karakter ile zombilere karşı savaşabiliyoruz. Takımın parçalarını Louise, Francis ve Zoey oluşturuyor. Her karakterin kendine ait farklı bir kişiliği var. Davranışları oyun biçimini de etkiliyor.

Oyuna geçtikten sonra sistem bize rastgele bir kahraman seçiyor. Oyun ileri derecede kooperatif olduğu için Unreal Tournament ve Counter Strike ile karıştırmamak gerekli. Bu oyunları daha önce alışkanlık derecesinde oynamış olanlar Left 4 Dead için tüm öğrendiklerini unutmalı ve taktiklerini yeniden belirlemeye başlamalılar.

Sesli iletişim kurma olanağı sağlayan "Voice Command" ile konuşabilmek mümkün.

Oyunda zombilerin en büyük silahı sayıları. Haritalar ile gittikçe bu sayı yükseliyor. Zombilerin sayısı yüksek olduğunda en etkili savaş stili yardımlaşma.

Silahları en etkili biçimde kullanmak buna bağlı. Bir karakter silahını doldururken bir diğeri zombilere ateş ederek onu koruma altına alabiliyor. Takım arkadaşlarımızla yaptığımız işbirliğine bağlı olarak oyunun süresi değişiyor. Bu oyunda yalnız başına hareket etmek demek, ölmek demek.

L4D’te 6 çeşit zombi bulunuyor. Temel zombi çeşiti "hızlı zombi" olarak karşımıza çıkıyor. Bu yaratıklar grup halinde dolaşıyor ve yakından çok tehlikeli olabiliyor. Diğer çeşitlerin ise mutasyona uğradıklarından dolayı özel yetenekleri bulunuyor. Örneğin şişman Boomer... Bu mahlukat uzaklardan kusarak bizi kör edebilecek bir yeteneğe sahip. Ayrıca ölüsü de diğer zombileri bulunduğu yere çeken kokular yayıyor.

Bir başka çeşit ise Hunter Zombi. Biraz Half-Life 2’deki zombileri andırıyor. Duvarlarda dolaşıp, hiç beklenmedik anlarda karşımıza çıkıyor. Bazen öyle bir güçle atlayabiliyor ki, yerden kalkmak imkansız oluyor. Böyle bir durumda her zamanki gibi takım arkadaşımızın yardımı gerekiyor. Smoker adındaki yaratık uzun diliyle sanki bir kurbağanın sineği yakalaması gibi bizi kendine çekebiliyor. Ayrıca takımımızı dağıtmak ve görmeyi engellemek için bir duman çıkarıyor.

Diğer zorlu bir zombi olan Tank’tan kaçabilmek gerçekten çok uğraştırıcı. Bu kocaman yaratık bize arabaları, beton blokları ve diğer benzer büyük nesneleri fırlatıyor. Ayrıca aldığı yaralardan pek etkilenmiyor. Fakat Tank’ın en zayıf yönü yavaş olması.

Son zombimiz ise Witch. Witch ile sadece oyunun son düzeyinde karşılaşıyoruz. Uzaktan pek tehlikeli değil çünkü genellikle uyuyor. Fakat ışık açtığımız veya gürültü yaptığımız anda uyanıyor ve başımıza büyük dertler açıyor. Witch’i öldürmek de bayağı zor. Tek bir vuruşla bizi öldürebilecek kapasiteye sahip.

Görevlerin başında yanımıza alabileceğimiz iki silahı seçiyoruz. Aynı zamanda sağlık, el bombaları, molotof kokteylleri ve dinamitler en büyük yardımcılar. Özellikle dinamitler çok güçlü patlıyor. Dikkatli ve doğru yerlerde kullanmak gerekiyor ki, bizi ve takım arkadaşlarımızı etkilemesin.

Oyunun survival ayağında 4 bölümden geçmemiz gerekiyor. Her bölüm 5 harita içeriyor. Haritaları geçtikten sonra geldiğimiz güvenli bölgede oyun kaydediliyor.

Sağlık doluyor, yeni silahlar alınabiliyor. Son düzeyde asıl patronu yok etmek gerekiyor.

Left 4 Dead diğer bazı oyunlar gibi sadece klasik oyun kuralları ve etkileyici bir animasyon hedeflenerek yapılmadı. Bir çok küçük detay da oyun tasarlanırken düşünüldü. Bu ayrıntılar özellikle oynanabilirliği en üst seviyede tutmak için planlandı. Örneğin sağlık sistemi oldukça detaylı hazırlandı.

Hayat göstergesi sıfıra dayandığında yere düşüyoruz ama hala ateş edebiliyoruz. Yani yere düştükten sonra da bir limit var. Ancak o limit tükenince kan kaybından ölüyoruz. Fakat limit henüz bitmemişken takım arkadaşlarımızdan biri gelip bizi kurtarabiliyor.

Oyunun ilginç bir diğer fonksiyonu ise duvarların arkasını görebilmemiz. Bu yetenek sayesinde takım arkadaşlarımızı görebiliriz. Böylelikle haritalarda onları ararken kaybolmuyoruz. Aynı zamanda zombilerin de bu yeteneği var. Ayrıca insanların nereye gideceklerini tahmin edebiliyorlar. Tabii ki zombiler karanlıkta çok daha iyi görüyorlar.

Zombilerin bölümlerde ve haritalarda rastgele yerlerde bulunması yeni yapay zeka sistemi "Directory" sayesinde gerçekleşiyor. Bu sistem oyundaki hareketlere göre otomatik ve farklı tepkiler veriyor. Böylece oyun monotonluktan kurtuluyor.

Left 4 Dead’in grafikleri mükemmel değil ama oyunun gerçek amacı da mükemmel grafikler değil. Karakterler ve şehrin ortamı pek ayrıntılı değil. Ancak tabii ki grafiğe kötü demek de yanlış olur. Göz dolduran ışık ve gölge efektleri gerçekten etkileyici, hareketler yerinde. Örneğin saçların ve giysilerin rüzgarla beraber esmesi oldukça iyi. Özellikle binaların içindeki görevler gerçekten korkutucu olabiliyor.

Oyunun grafiklerinde kan, bağırsaklar ve zombilerin diğer iğrenç parçalarına ayrıca dikkat edilmiş. Sonuçta bu bir zombie oyunu. Böyle olması biraz da hikayenin gereği. Left 4 Dead gerçekten eğlenceli ve korkutucu dakikalar geçirilebilecek bir oyun. Kimsenin "ben o oyunu oynamadım" demek istemeyeceği türden.


» Devamını okuyun..