
Platform:PC
Tür:Strateji
Multiplayer:Var
Yayıncı:Sega
Yapımcı:Creative Assembly
Çıkış Tarihi:04/03/2009
Min. Sistem: Windows XP / Vista, Pentium 4 2.4 Ghz ve eşdeğeri, 1 GB RAM, ATI x1300, Nvidia 6600 ve üzeri, 15 GB HDD Alanı
Savaş, insanlık tarihiyle yaşıt bir eylem. İlk insandan bu yana savaşıyoruz. Büyük ihtimalle türümüz tükenene kadar da savaşacağız. Kendi içimizde başlayan savaş tüm dünyayı sarıyor. Bu konuda o kadar başarılıyız ki, felsefemiz ve bilimimiz savaşlar üzerine kurulu. Savaş bazılarına göre toplu yıkım bazılarına göre ise bir sanat. Eğer savaş bir sanatsa, bunu dijital dünyaya en iyi yansıtanlardan birisi kesinlikle Total War serisidir. İlk önce Japonya'daki acımasız Shogun'ların üstünlük savaşına tanık olduk. Daha sonra ise Medieval: Total War ile Avrupa'nın kontrolünü ele geçirmeye çalışan derebeyleri ve İmparatorlukları yönettik. Zamanda geriye dönüp Roma’nın dertlerini çözdük. Rome Total War'da soylu ailemizin avantajlarını kullanıp, Roma'nın en güçlü generali ve hatta İmparatoru olup kurtarıcısı olmaya kadar gittik. Bu sırada arada Ortaçağı sallayan Vikinglerle savaştık. Roma kapılarına dayanan Hun'ları yönetip Barbarian İnvasian'la dünyanın en büyük devletlerden birinin başını ağrıttık. Zamanda biraz daha geçmişe gidip Büyük İskender'in fetihlerini gerçekleştirdik. Antik dünyada işimiz bitince, Avrupa’da yarım kalmış bir işimiz vardı. Daha iyi grafikler ve oynanış ile birlikte Medieval II: Total War'da Ortaçağın mutlak hükümdarı olmak için uğraştık. En son ise oyunun eklenti paketi Kingdoms ile Haçlı seferlerinden, Töton şövalyelerine ve Amerika'da bulunan kabilelerin savaşlarını yönettik. Herkes bir sonraki ek paketi beklerken, etrafta yeni bir Total War’un ismi geçmeye başladı. Yapımcı The Creative Assembly'nin bu yeni oyunu resmi olarak duyurmasıyla birlikte, Total War sevenler heyecanlı bir bekleyişe girdiler. Ancak bu sefer oyun kılıç kalkan yerine, barut ve tüfekle ilgiliydi. Üstelik deniz savaşları da ön planda olacaktı. Haliyle, bileğinin ve kılıcının keskinliğine güvenen Total War oyuncuları bu değişikliklere endişeyle bakmaya başladılar…

Her gelen yeni ekran görüntüsüyle bu endişeler giderek artmaya başladı. Yapımcıların bu yeni değişiklikleri nasıl yapacağı merak ediliyordu. Oyunun dövüş sistemi büyük oranla kılıç dövüşlerine yönelik olduğu için, tüfeklerin bu işe nasıl uyum sağlayacağı düşünülüyordu. Uzun bir bekleyişten sonra en sonunda merakların giderileceği oyun geldi. Empire Total War…
18. Yüzyıla hoş geldiniz
Yeni Total War zaman olarak pek alışık olmadığımız bir çağda geçiyor. 18. Yüzyıl. Tam bir geçiş dönemi olan bu çağ aynı zamanda siyasi kaosların da başlangıcı. Teknolojik gelişmelerle birlikte insanlar, ilkel savaş aletlerini bırakıp, barutun ve tüfeğin gücüne güvenmeye başladılar. Bilimsel olarak emekleyen insanlık, artık ayağa kalkıp koşmaya başladı. Bu günümüze kadar süren teknolojik gelişmelerinde başlangıcı oldu. Dünya büyük bir hızla değişiyordu ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Savaş taktiklerinden siyasal ilkelere göre her şey büyük bir hızla değişiklik gösterdi. Bir zamanlar dünyayı titreten İmparatorluklar şimdi, güçsüz ve etkisizdi. Fransız devrimiyle birlikteyse, insanların özgürlük çığlıkları daha yüksek çıkmaya başladı. Güç el değiştirmeye başlamıştı. Doğunun gerisinde kalmış Batı Medeniyetleri artık bilim ve sanatta hızla gelişirken, Doğu ise bu hızlı değişimlere ayak uydurmaya çalışıyordu. Doğudaki devletlerin nesillerdir süre gelen, alışkanlıkları artık çağ dışı kalmıştı. Amerikan iç savaşı sonrasında bu devletin güçlenip kendini toparlaması dünya siyaseti için tehlikeli gelişmeler teşkil ediyordu. Artık kıtalar aşabilen gemilerle birlikte, kolonileşme çalışmaları da başladı. Kölelik başka bir anlam kazandı…
Creative Assembly ise yeni oyunu için bu zor ve karmaşık dönemi seçti. Kısacası artık bilmedikleri sularda dolaşıyorlar. Oyunu kurmak ve oynamak için Steam'e ihtiyacınız var. Steam hızlı yükselen bir oyun yükleme platformu. Sevenleri kadar hoşlanmayanlar da çok (Steam'i sevmeyenler, Steam'i hiç kullanmamış olanlardır. - Emre Acar). Oyunu kurarken, ilk önce CD numarasını kontrol ediyor. Daha sonra ise Steam'i kuruyor. Steam'e ücretsiz üye olduktan sonra. Oyunun orijinalliği kontrol ediliyor ve oyun çalışıyor. İnternet bağlantısı olmayan bilgisayarlarda ise Steam'i offline çalıştırıp ETW oynayabilirsiniz. Tabii ki Steam'in en büyük artısı yamaları kendiliğinden yüklemesi ve Online oyuncular için ortak bir platform oluşturması. Dünyanın her tarafındaki strateji ustalarıyla rahat rahat savaşıp, mesajlaşmayı mümkün kılıyor…

Adet üzeri Empire Total War içinde bulunduğumuz dönemi ve durumu anlatan bir açış videosuyla oyuncuları karşılıyor. Bu seferki video kurgusal geçişler olarak daha etkileyici olmuş. Videoyu izledikten sonra savaşma isteği daha da artıyor. Düşmanları yok etmek ve oluk oluk kan akıtma hissi hat safhaya çıkıyor. Creative Assembly bu sefer Total War'ı adete baştan yaratmış gibi. Oyun geçtiği çağ gibi yenilik ve karmaşa dolu. Ana sayfada gelişmiş bir eğitim alma imkânı var. Onun dışında Amerika'nın kuruluşunu anlatan bir senaryo hazırlanmış. Ya da 12 devlet arasında seçim yapıp ünlü Total War haritasında hayatta kalma mücadelesi verebiliyoruz. Şimdilik yapılan değişiklikleri ilk bakışta anlatayım. Daha sonra detaylıca anlatacağım. Artık harita tamamıyla üç boyutlu. Görsel olarak müthiş olsa da bu değişiklik kendi artılarını ve eksilerini yaratıyor. Düşük sistemlerde bu hata çok fazla sorun çıkartıyor hatta bol bol oyunda çökmelere neden oluyor. Haritaya alışana kadar eski Total Warcular bayağı afallayacak. Bir anda kendinizi başka bir dünyada buluyorsunuz. Gemiler yüzüyor, askerler ve devlet adamları oradan oraya yürüyor. Şehirler yanıyor ya da yapılıyor. Oyun bunların hepsini gösteriyor bize. Eğer ilk başta diğer devletlerin hareketlerini göster seçeneğini iptal ederseniz bundan kurtuluyorsunuz. Çünkü space'e basmayınca bu adamların hareketi çok yavaş. Eskisi gibi farenin sol tuşuna basıp bunları hızlandıramıyoruz. Yavaş yavaş oradan oraya gidiyorlar. Ancak diğer devletlerin hareketlerini izlememek de büyük bir stratejik eksiklik yaratıyor. Tekrar space'e basınca yine yavaş hareket etmeye başlıyorlar. Kısacası ya elimiz space'e yapışacak, ya da bu başlı başına oyun gibi olan sahneleri sevmeyi öğreneceğiz…
Artık gelişmiş bir diplomasi menüsüne sahibiz. Direk diğer ülkelerle konuşabiliyoruz. Onlara isteklerde bulunuyoruz. Seçtiğimiz devlete göre, bu menüde bizi sevenler ve sevmeyenler var. Artık ticaret eskisinden de önemli. Büyük şehirlerin dışında ufak köyleri de tek tek kontrol edebiliyoruz. Burada yapılacak olan tarlalardan yollara kadar her şeyi biz ayarlamalıyız. Askerleri dünya haritası üzerinde yerleştirdiğimiz yerler artık daha önemli. Satrançtaki gibi stratejik ve iyi mevzilenmeler yapmamız lazım. Yoksa düşman elini kolunu sallayarak geliyor. Yaşam denizden gelir misali, denizler çok önemli. Deniz ticaretini sağlama almak için sürekli filolar yapmak lazım. Yoksa korsanlar ya da düşmanlar ticaretinizi baltalıyor. Ekranın sol altındaki ufak harita dünya üzerindeki kontrolünüzü kolaylaştırıyor. Hem Mouse ile işaretlenilen yerin hangi ülkeye ait olduğunu gösteriyor hem de ticaret yollarını görmenizi sağlıyor. Kesinlikle ticaret ve savaş planları yapılmadan önce bakılması gereken bir yer.
Yapımcılar bu sefer dersini almış
Creative Assembly, takdir edilecek bir firma olsa da, dünya tarihinde önemli bir yer tutan Türk devletlerine hiçbir zaman hak ettiği değeri vermedi. Diğer oyunlarında hep Türk başlığı altında, Orta Asya'daki tüm Türk devletlerini bir kefeye koydu. Bunlar da olsun mantığıyla yapılan bu hareket ne yazık ki, Türk tarihini ve kültürünü yansıtmıyordu. Batının gözündeki Türk imajıyla yapılan bu modellemeler sonucu, askerler Araplardan farksız, sakallı ve siyah askerlerdi. Ne Türk isimleri düzgünce yansıtılmıştı ne de, kıyafetleri. Yapımcı ekibin kastı bir hareketi olmasa da Avrupa'nın şanını anlatmak ve oradaki satışları artırmak için Batı devletlerine çok değer verdikleri ortadaydı. Total War hiçbir zaman birebir tarihi yansıtmadı ama bu kadar da özensizlik çok göze batıyordu. Neyse ki, bu sefer yapımcılar tarih ödevlerini çalışmışlar. Total War'da Türkiye'nin de eleştirileriyle oyundaki Türk imajı daha iyi yansıtılmış (Bu yüzden biz ne yapıyoruz, oyunları orjinal alıyoruz. - Emre Acar). Artık direk Turks diye kesip atmak yerine Ottoman Empire diye tek bir devlet var. Yani Osmanlı İmparatorluğu artık oyunun ana karakterlerinden. Üstelik geçen oyunlarda, Türkleri seçmek için ufak ayarlamalar gerekirken bu sefer direk seçilebilir bir devlet olmuş. Her ne kadar 1700'ler Osmanlı için pekiyi zamanlar olmasa da, yapımcılar Osmanlı İmparatorluğunu mümkün olduğunca iyi yansıtmışlar. Hatta batılı bir firma için fazlasıyla iyi bir çalışma olmuş. Osmanlı İmparatorluğu oyundaki en güçlü devletlerden birisi olarak başlıyor. En geniş topraklara sahip devlet. Etrafındaki devletlerle ya barış içinde ya da ticaret anlaşması var. Tabii bu fazla uzun sürmüyor. Ruslar, Osmanlı'yı tarihten silmek için 5-6 devir (turn) sonra saldırıya başlıyorlar. Osmanlı'nın fazla ordusu olmadığı için bu saldırılar başlamadan önce stratejinizi seçmelisiniz. Ya eldeki kıt parayla askeri yatırıma gideceksiniz ya da ekonomiyi güçlendirip, uzun ama sağlam bir stratejiyle Ruslarla savaşacaksınız. Rusya'nın başında ise Osmanlı'nın en büyük düşmanlarından I.Petro var. Yani Ruslara göre Büyük bize göre ise Deli Petro..
Ya devlet başa ya kuzgun leşe
Total War'un kendine has bir oynanış şekli vardı. Diğer tüm oyunlarda bu tarz gelişerek devam etti. Oyuncular yönetim konusunda belirli sınırlar içerisindeydi. Dünya haritası içinde yapacakları hamleler sınırlıydı. Zaman geçtikçe teknolojiler kendiliğinden gelişiyordu. Şehirlerin belirli oranda gelişmesini sağlıyorduk. Total War'un vazgeçilmezi sıra tabanlı sistemidir. Harita üzerinde belirli hareketleri yapıp para bitene kadar inşaat ve askerlerin yapımı için emirler veriyorduk. Turn Base bir yıl sonraya geçiyordu ve yıllık vergimiz sayesinde ya zengin oluyorduk ya da bütçe eksilere düşüyordu. Merak etmeyin bu sistem hala aynı ancak daha kullanışlı hale getirilmiş. Eskiden yönettiğimiz devlet parasızken ya da etrafındakilerle barış halindeyken, sürekli turu bitirip (End Turn) bir sonraki yıla geçiyorduk. Bu bazen onlarca yıl sürebiliyordu. Artık o kadar detaylı bir yönetim sistemimiz var ki, boşa harcayacak bir yılımız bile yok. Hatta bazen bir yıl için saatlerce uğraşacaksınız. Daha önceki oyunlar Total War hayranları için çok kolaydı. Her yeni oyunun getirdiği yenilikler dışındaki oynanış standarttı. Kısacası Total War hayranları avantajla başlıyorlardı. Ancak bu sefer Creative Assembly'in her şeyi sıfırdan yapması oynanışı da büyük ölçüde değiştiriyor. Serinin eski hayranları bile Empire Total War'a alışına kadar bayağı bir sersemleyecekler. Hatta bu yüzden oyundan soğuyan insanlar bile var. Ama değişiklik iyidir, seri artık bazı konularda yerinde saymak yerine ilerlemiş oluyor. Artık bina yapmak için ayrı, asker yapmak için ayrı menü kullanmıyoruz. Bir şehre tıkladığımız zaman, haritanın altındaki beyaz yerde seçenekler çıkıyor. Bina yapma, asker yapma ve yolları düzenleme. Binalar ise daha önceki Total War'lardan farklı olarak belirli bir teknoloji sırasına göre ilerliyor. Bir nevi binaları upgrade ediyoruz. Binaların eskiden olduğu gibi ayrı ayrı özellikleri var. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta binaların teknolojik uzantıları. Yanlış teknolojik gelişme oyunda felaketle sonuçlanıyor. O yüzden binaların yapıldığı çubuğa yıkma tuşu da eklenmiş. Aynı şekilde düşman saldırısı ya da talanı sonucunda hasar alan şehri toptan tamir etmek için bir çubuk da mevcut. Kısacası eskisi gibi tek tek binaları tamir etmekle uğraşmıyoruz…
Savaş barıştır
18. yüzyıl savaş teknolojisi olarak tam bir geçiş dönemi. Bu yüzden aslında savaşlarını pek sevdiğim bir zaman değil. Artık barutun etkin olduğu zamanlar. Askerlerin savaşmak için özel yeteneklere ihtiyaçları yok. Komutanlar ise kibirli ve kendilerini dünyanın en iyileri sanıyorlar. Bu durumun nedeni bu yüzyılın saçma savaş kuralları. Tüfekler etkilen olabilir ancak hala atış mesafeleri düşük. Üstelik ateş ettikten sonra, tekrar mermi koyup, barut koyup, barutu sıkıştırıp tekrar ateşe hazır hale getirmek gerekiyor. Daha da komik kısmı ise 18. yy'nin başlarında tüfeklerin menzili kısa olduğu için, gruplar karşı karşıya gelip idam mangası gibi bir birlerine ateş ediyorlar. Süvariler eskisi kadar etkili değil. Haliyle bu yüzyıl kendine has savaş kurallarına sahip. Komutanlar tıpkı bir dans gibi reveranslarla savaşıyorlar. Amerikan İç Savaşı ve Napolyon Bonapart'ın fetihleri gibi ünlü olaylar sayesinde bu yüzyıl yazılı ve görsel eserlerde çok fazla yer alıyor. Özellikle Amerika'nın kuruluş efsanesi olduğu için, bu dönemle ilgili sayısız film, kitap ve hatta çizgi roman var. Dans kıyafeti gibi renkli üniformalarıyla birlikte 18. yy komik de olsa dünya tarihi için önemli bir zaman. Empire Total War'da askeri olarak bu yüzyılı gayet iyi yansıtmış. Oyunda askeri üstünlük istiyorsanız Fransa ya da İngiltere'yi seçmekte fayda var. Rusya ise başlarda tökezlese de bulunduğu konum sayesinde rahat rahat gelişiyor ve Balkanlar üzerinde ezici bir etkisi oluyor. Osmanlı ise pamuk ipliğine bağlı bir zamanda başlıyor oyuna. Her şey oyuncunun eline bırakılmış. Eğer belinizi doğrultursanız teknolojik gelişmeler ve yeni askeri birimlerle güçlü bir hale geliyor. Ama özellikle oyunun ilk başlarında, bizde iman gücü var eski toprakları alırız diye sağa sola saldırırsanız, tarih tekerrür ediyor ve çöküyorsunuz. Empire Total War'da iki türlü savaş var. Birincisi kara savaşları ikincisi ise deniz savaşları. Zaten yapımcılar da ilk baştan beri deniz savaşlarının ön planda olduğu bir Total War yapacaklarını söylemişlerdi. Ancak zaman içinde oyundaki devlet sayısının artması ve serinin hedef kitlesinin sadece deniz savaşlarıyla tatmin olmayacaklarından dolayı kara savaşlarına da önem verilmiş. Ancak deniz savaşları hem grafik olarak hem de saldırı yöntemleri olarak çok daha önemli…

Kara savaşlarından bahsetmek gerekirse. Elimizde, topçu birlikleri piyadeler ve süvariler var. Tüfekli piyadeler, kılıçlı piyadeler yerine göre özel birim olan tabanca kullananlar ve oyunun ilk başlarında küreği mızrağı kapıp düşmana dalan köylüler. Oyunun başlarında süvariler biraz daha etkili. Özellikle topçuları yok etmek için süvariler en iyi çözüm. Hızlı ve güçlüler. Topçular ne olduğunu anlamadan kelleleri kopuyor. Tüfekli piyadeler ise, belirli bir mesafeden gelince ateş açmaya başlıyorlar. Önlerine koruma olacak bir şey çıkınca ise hemen siper alıyorlar. Teknolojik gelişmelerle birlikte askerlerin davranışları da değişiyor. Tüfekleri daha güçlü oluyor ya da daha uzun menzile ateş edebiliyorlar. Ayrıca savaş ve duruş teknikleri de değişiyor. Askerler daha farklı şekillerde saldırabiliyor ya da başka pozisyonlara geçebiliyor. Daha önce oyunun otomatik olarak bize verdiği bu yetenekler artık teknolojik gelişmelerle kazanılabiliyor. Tüfekli piyadeler aynı zamanda süngüleriyle ya da kılıçlarıyla savaşabiliyor. Düşmanlar belirli bir yakınlığa geldikleri zaman otomatik olarak süngü savaşına giriyorlar. Ya da biz emir veriyoruz bu şekilde savaşıyorlar. Ama teke tek dövüş yöntemleri genelde nişancılıklarından daha kötü. Kılıçlı ya da mızraklı asker ise, düşmanın yakınına gidene kadar ördek gibi vuruluyorlar. Onları ormanlık arazide gizlemek ya da ani pusular için kullanmak daha mantıklı. Süngü savaşlarında da düşmana arkadan saldırtarak kullanabilirsiniz. Topçular, tam bir yıkıcı güç. Her ne kadar yavaş hareket etseler de koca binaları birkaç atışta yerle bir edebiliyorlar. Özellikle saklanan düşmanları top atışıyla taciz etmek çok etkili oluyor. Siperleri param parça olan düşmanlar korkup kaçıyorlar. Düşmanı korkutmak ya da yıkarak yok etmek için etkili bir yol. Ayrıca yeterince askeriniz varsa, düşmanları süngü savaşlarını sokup sonra da topçularla bombalayarak kendi adamlarınızı feda etme pahasına yok edebilirsiniz. Biraz canice de olsa 18.yy da çok kullanılan bir taktikti. Komutanın yetenekleri savaş alanına da yansıyor. Özellikle komutanın moral verme yetenekleri askerleri çok etkiliyor. Bu özellikler düşükse en ufak çatışmadan bile askerler kaçmaya başlıyorlar…
» Devamını okuyun..